Av. Muhammed Sefa ÇAKIRBAY
Öz
Bu çalışma, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin ESG taahhütlerinin
ihlali karşısındaki hukuki riskini 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 553.
maddesi merkezinde incelemektedir. ESG taahhütleri artık yalnızca kurumsal
iletişim veya gönüllü sosyal sorumluluk alanına ait beyanlar değildir.
Özellikle TSRS rejimi, sermaye piyasası açıklamaları, yeşil finansman
belgeleri, tedarik zinciri sözleşmeleri, çevre ve iklim mevzuatı ile iş sağlığı
ve güvenliği yükümlülükleri birlikte değerlendirildiğinde ESG, yönetim
kurulunun strateji, gözetim, risk yönetimi, raporlama ve iç kontrol
fonksiyonlarına bağlanan çok katmanlı bir hukuki kategoriye dönüşmektedir.
Makalede, ESG hedeflerinin gerçekleşmemesinin tek başına otomatik yönetici
sorumluluğu doğurmayacağı; buna karşılık ölçülebilir, açıklanmış, finansman
veya raporlama sistemine bağlanmış bir taahhüdün veri, bütçe, yetki, doğrulama
ve düzeltici aksiyon düzeni kurulmadan benimsenmesinin TTK m. 553 anlamında
kusurlu yükümlülük ihlali tartışması yaratabileceği savunulmaktadır. İnceleme,
içtihat analizine girmeksizin kanunlar, kararnameler, tebliğler, yönetmelikler,
uluslararası metinler ve doktrin üzerinden yürütülmüştür.
Anahtar
Kelimeler: TTK m. 553, yönetim kurulu sorumluluğu, ESG, sürdürülebilirlik
raporlaması, TSRS, yeşil aklama, İklim Kanunu.
Abstract
This article examines the civil liability exposure of board members
in Turkish joint-stock companies for breaches of ESG commitments, with
particular emphasis on Article 553 of the Turkish Commercial Code. ESG
commitments are no longer confined to corporate communications or voluntary
social responsibility. When the Turkish Sustainability Reporting Standards,
capital markets disclosure rules, green finance documentation, supply-chain
undertakings, environmental and climate legislation, and occupational health
and safety duties are assessed together, ESG becomes a multi-layered legal
category connected to the board's functions of strategy, oversight, risk
management, reporting and internal control. The article argues that failure to
meet an ESG target does not automatically create managerial liability. Yet a
measurable, disclosed and financially or contractually embedded commitment may
raise issues under Article 553 if adopted without a reliable system for data,
budget, authority, verification and corrective action. The analysis is based on
legislation, secondary regulations, international instruments and doctrine,
without relying on case law.
Keywords:
Article 553 TCC, board liability, ESG, sustainability reporting, TSRS,
greenwashing, Climate Law.
I. Giriş: ESG Taahhüdünün Yönetici Sorumluluğu Hukukuna
Girişi
ESG kavramı, Türk şirketler hukuku
bakımından uzun süre kurumsal sosyal sorumluluk, yatırımcı ilişkileri, marka
değeri ve itibar yönetimi çevresinde ele alınmıştır. Ancak güncel düzenleyici
mimari, ESG'yi şirket dışı bir iletişim söylemi olmaktan çıkararak yönetim
kurulunun özen, sadakat, gözetim, raporlama ve risk yönetimi yükümlülükleriyle
kesişen bağımsız bir hukuki risk alanına dönüştürmüştür. Bu dönüşümün
merkezinde, yönetim kurulu üyelerinin kanundan ve esas sözleşmeden doğan
yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal etmeleri hâlinde doğan sorumluluğu
düzenleyen TTK m. 553 yer alır (1).
TTK m. 553'ün ESG bakımından önemi, hükmün
yalnızca klasik malvarlığı zararları, usulsüz işlemler veya sermayenin
korunması başlıklarıyla sınırlı olmayışından kaynaklanır. Kanun koyucu, yönetim
organının sorumluluğunu belirli tipik olaylarla kapalı biçimde saymamış;
yükümlülük, kusur, zarar ve illiyet bağı unsurlarına dayanan genel bir
sorumluluk rejimi kurmuştur. Bu nedenle ESG taahhütlerinin ihlali de, ancak
somut olayda hukuki bir yükümlülüğe bağlanabildiği ve bu yükümlülüğün kusurlu
biçimde ihlal edildiği gösterilebildiği ölçüde yönetici sorumluluğuna konu
olabilir.
Bu noktada iki uç yaklaşımın da isabetli
olmadığı belirtilmelidir. Birinci uç yaklaşım, her ESG hedefinin
gerçekleşmemesini yönetim kurulunun sorumluluğu için yeterli sayar. Oysa piyasa
koşulları, düzenleyici değişiklikler, teknoloji maliyetleri, tedarik zinciri
krizleri ve makroekonomik dalgalanmalar dikkate alındığında bir hedefin
tutmaması tek başına kusuru göstermez. İkinci uç yaklaşım ise ESG'nin bütünüyle
gönüllü olduğunu ve hukuki sorumluluk doğurmayacağını varsayar. Bu görüş de
artık özellikle halka açık şirketler, sürdürülebilirlik raporlamasına tabi
işletmeler, yeşil finansman kullanan şirketler ve ihracat tedarik zincirine
bağlı üreticiler bakımından gerçekçi değildir.
Doğru yöntem, ESG taahhüdünü soyut bir iyi
niyet beyanı olarak değil, kaynağı, bağlamı, açıklama kanalı, ölçülebilirliği
ve ekonomik etkisi üzerinden değerlendirmektir. Bir şirketin faaliyet raporunda
belirli yılda emisyon azaltım oranı açıklaması, sürdürülebilirlik bağlantılı
kredi sözleşmesinde KPI taahhüdü vermesi, tedarikçi davranış kodunda insan
hakları standardı kabul etmesi veya TSRS raporunda iklim riskinin finansal
etkisini beyan etmesi aynı hukuki yoğunluğa sahip değildir; fakat tamamı
yönetim kurulunun bilgiye dayalı süreç kurma ve açıklama tutarlılığını sağlama
göreviyle ilişkilidir (2).
II. Tarihsel Arka Plan: Kurumsal Sosyal Sorumluluktan
Raporlanabilir ESG Riskine
Kurumsal sorumluluk düşüncesinin tarihsel
gelişimi, şirketlerin yalnızca pay sahiplerine kâr sağlama aracı olup
olmadığına ilişkin tartışmalarla başlamıştır. Klasik dönemde şirket
yöneticilerinin temel görevi, şirket menfaatinin malvarlığı merkezli korunması
ve kâr elde edilmesi olarak görülmüştür. Kurumsal sosyal sorumluluk ise bu
anlayışa eklenen, çoğu zaman gönüllü nitelikte ve itibar odaklı bir faaliyet
alanı olarak belirginleşmiştir. Bağış, sponsorluk, çevre duyarlılığı
kampanyaları veya çalışan memnuniyeti projeleri bu dönemin tipik araçlarıdır.
ESG ise bu tarihsel zeminden ayrılarak
çevresel, sosyal ve yönetişimsel faktörleri yatırım ve finansman kararlarıyla
ilişkilendiren daha teknik bir kategori meydana getirmiştir. Bu dönüşümde iklim
değişikliği riskinin ekonomik değerlemeye etkisi, tedarik zinciri insan hakları
standartları, veri odaklı raporlama rejimleri, kurumsal yönetim ilkeleri ve
sürdürülebilir finansman araçları belirleyici olmuştur. Böylece şirketin çevresel
ve sosyal etkileri, yalnızca etik bir mesele olmaktan çıkmış; sermaye
maliyetini, sigorta maliyetini, kredi koşullarını, pazar erişimini ve
regülasyon uyumunu etkileyen finansal faktörlere dönüşmüştür (3).
Türk hukuku bakımından 6102 sayılı TTK,
ESG kavramını doğrudan kullanmamış; buna karşılık kurumsal yönetim, bağımsız
denetim, riskin erken saptanması, yıllık faaliyet raporu, finansal raporlama ve
şeffaflık alanlarında modernleşme yaratmıştır. Bu modernleşme, ESG
taahhütlerinin yönetim kurulu sorumluluğu alanına girebilmesi için gerekli
kurumsal zemini hazırlamıştır. Özellikle TTK m. 375'teki devredilemez görevler,
TTK m. 378'deki riskin erken saptanması komitesi ve TTK m. 514 ile 516'daki
faaliyet raporu hükümleri, şirketin risk ve açıklama sisteminin yönetim organı
düzeyinde ele alınmasını gerektirir (4).
Türkiye'de 2021'de Paris Anlaşması'nın
onaylanması, 2023 sonunda Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları'nın
yayımlanması, 2024'te güvence denetimi tartışmalarının kurumsallaşması, 2025'te
İklim Kanunu'nun yürürlüğe girmesi ve 2026'da TSRS eşiklerinin güncellenmesi,
sürdürülebilirlik hukukunun giderek raporlanabilir ve doğrulanabilir bir alana
dönüştüğünü göstermektedir. Bu gelişme, ESG beyanlarını yöneticilerin kişisel
sorumluluğundan bağımsız bir itibar alanı olmaktan çıkarmakta; yönetim
kurulunun süreç tasarımı ve gözetim kapasitesiyle bağlantılı hâle getirmektedir
(5).
III. Normatif Çerçeve: Türk Hukukunda ESG
Yükümlülüklerinin Kaynakları
Türk hukukunda ESG yükümlülükleri tek bir
kanunda toplanmış değildir. Çevresel yükümlülükler Çevre Kanunu, ÇED
Yönetmeliği, Sıfır Atık Yönetmeliği, Atık Yönetimi Yönetmeliği, sera gazı
izleme ve raporlama düzenlemeleri ile İklim Kanunu'nda; sosyal yükümlülükler iş
hukuku, iş sağlığı ve güvenliği, kişisel veri, ayrımcılık yasağı ve tedarik
zinciri sorumluluklarında; yönetişim yükümlülükleri ise TTK, Sermaye Piyasası
Kanunu, SPK tebliğleri, KGK standartları ve şirket iç düzenlemelerinde dağınık
biçimde yer almaktadır (6).
Bu dağınık yapı, TTK m. 553 bakımından iki
aşamalı bir değerlendirme gerektirir. İlk aşamada, ESG taahhüdünün dayandığı
normatif veya sözleşmesel kaynak belirlenmelidir. İkinci aşamada ise bu
kaynağın yönetim kurulu üyesi bakımından hangi somut davranış yükümlülüğünü
doğurduğu saptanmalıdır. Örneğin ÇED olumlu kararına bağlı çevresel izleme
yükümlülüğü ile faaliyet raporundaki sürdürülebilirlik beyanı aynı hukuki
nitelikte değildir; ancak her ikisi de gerçeğe uygun veri ve iç kontrol sistemi
gerektirebilir.
Sermaye piyasası hukuku, ESG'nin yatırımcı
kararına etkisi nedeniyle özel önem taşır. 6362 sayılı Sermaye Piyasası
Kanunu'nun finansal raporlama, kamuyu aydınlatma ve piyasa bütünlüğüne ilişkin
hükümleri, halka açık şirketlerde sürdürülebilirlik açıklamalarının doğruluğu
ve tutarlılığı ile birleşir. SPK Kurumsal Yönetim Tebliği ve Sürdürülebilirlik
İlkeleri Uyum Çerçevesi, sürdürülebilirlik beyanlarını sistematik bir açıklama
alanı hâline getirmiştir. Uyum/uyumsuzluk açıklaması tek başına her ESG
hedefini zorunlu kılmaz; fakat açıklamanın tutarlılığı ve gerçeğe uygunluğu
yönetim kurulunun gözetim alanındadır (7).
TSRS rejimi, sürdürülebilirlik bilgisini
finansal raporlama disiplinine yaklaştıran en önemli gelişmedir. TSRS 1,
sürdürülebilirlikle ilgili finansal bilgilerin açıklanmasına ilişkin genel
hükümleri; TSRS 2 ise iklimle ilgili açıklamaları düzenler. Bu standartlarda
önemli olan, şirketin yalnızca 'iyi niyetli' hedefler belirlemesi değil,
sürdürülebilirlik risk ve fırsatlarının nakit akışları, finansmana erişim ve
sermaye maliyeti üzerindeki etkilerini makul ve desteklenebilir bilgiyle
açıklamasıdır (8).
İklim Kanunu ise Türkiye'nin net sıfır
emisyon ve yeşil büyüme hedefleri etrafında yeni bir düzenleme çerçevesi
kurmuştur. Kanun, emisyon ticaret sistemi, karbon piyasası, Türkiye Yeşil Taksonomisi,
sınırda karbon düzenleme mekanizması, iklim finansmanı ve planlama araçları
bakımından şirketlerin strateji ve risk yönetimine doğrudan yansıyabilecek
hükümler içermektedir. Yönetim kurulu bakımından asıl mesele, bu hükümlerin
yürürlüğe girmesiyle karbon maliyetini, gömülü emisyon raporlamasını, finansman
şartlarını ve yatırım kararlarını yönetim gündemine almaktır (9).
Tablo 1: ESG Taahhüdünün Kaynağı ve TTK m. 553 Bağlantısı
|
Kaynak |
Tipik örnek |
Hukuki yoğunluk |
TTK m. 553 bakımından sorun |
|
Kanun
ve ikincil mevzuat |
ÇED,
atık, sera gazı izleme, İSG, KVKK, İklim Kanunu |
Yüksek |
Kanundan
doğan yükümlülüğün kusurlu ihlali |
|
Sermaye
piyasası açıklaması |
Faaliyet
raporu, KAP açıklaması, izahname, sürdürülebilirlik uyum beyanı |
Yüksek/orta |
Eksik,
çelişkili veya yanıltıcı açıklama nedeniyle zarar |
|
TSRS
raporu |
TSRS
1/2 kapsamındaki sürdürülebilirlik ve iklim açıklamaları |
Yüksek |
Veri,
kontrol, metodoloji ve güvence eksikliği |
|
Finansman
belgesi |
Yeşil
tahvil, sürdürülebilir kira sertifikası, sürdürülebilirlik bağlantılı kredi |
Orta/yüksek |
KPI
ihlali, temerrüt, yanlış fon kullanımı, açıklama sorunu |
|
Gönüllü
politika |
Net
sıfır yol haritası, etik kod, tedarikçi davranış kuralı |
Bağlama
göre |
Benimsenen
politikanın uygulama ve açıklama tutarlılığı |
IV. TTK m. 553 Sorumluluğunun Unsurları ve ESG’ye
Uygulanması
TTK m. 553 sorumluluğu ESG bağlamında
uygulanırken dört unsur ayrı ayrı incelenmelidir: yükümlülük ihlali, kusur,
zarar ve uygun illiyet bağı. Bu unsurların birlikte varlığı gösterilmeden
yönetim kurulu üyesinin kişisel sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. ESG
gibi çok aktörlü ve teknik bir alanda bu ayrım özellikle önemlidir; çünkü
şirket içindeki sürdürülebilirlik birimi, finans departmanı, hukuk müşavirliği,
bağımsız denetçi, danışman, tedarikçi ve icra yönetimi farklı veri ve karar
katmanlarında rol oynar.
Yükümlülük ihlali, ESG taahhüdünün
kaynaklandığı hukuki zeminin belirlenmesiyle ortaya çıkar. Taahhüt doğrudan
kanuna, yönetmeliğe, tebliğe veya standart kapsamına dayanıyorsa değerlendirme
nispeten kolaydır. Örneğin çevre izni alınmadan üretime devam edilmesi, iş
sağlığı ve güvenliği organizasyonunun kurulmamış olması veya TSRS kapsamındaki
açıklama yükümlülüğünün güvenilir veri olmaksızın yerine getirilmesi, kanuni
veya ikincil düzenleme kaynaklı yükümlülük ihlali tartışması yaratabilir (10).
Kusur unsuru bakımından ESG sorumluluğunun
merkezi, hedefin yanlış çıkmasından ziyade sürecin kusurlu kurulmasıdır.
Yönetim kurulunun her teknik veriyi bizzat üretmesi beklenmez; ancak yeterli
organizasyon, veri akışı, iç kontrol, komite çalışması, raporlama takvimi ve
düzeltici aksiyon mekanizması kurması beklenir. Şirket, kapsam 1 ve kapsam 2
emisyonlarını ölçebilecek sistem kurmadan belirli tarihe kadar azaltım taahhüdü
açıklıyor; bu taahhüt finansmana veya yatırımcı iletişimine bağlanıyor; fakat
yönetim kurulu bütçe ve sorumluluk tahsisi yapmıyorsa kusur tartışması hedefin
iddiasından değil, yönetim sürecinin yetersizliğinden doğar.
Zarar unsuru, ESG ihlalinin somut ekonomik
sonucunu gerektirir. Bu zarar idari para cezası, sözleşmesel cezai şart,
finansman maliyetindeki artış, yeşil tahvil gelirlerinin kullanımına ilişkin
temerrüt, tedarik sözleşmesinin feshi, sigorta priminde artış, yatırımcı güven
kaybı nedeniyle şirket değerinde azalma veya düzeltme maliyeti şeklinde ortaya
çıkabilir. Bununla birlikte, sorumluluk hukukunda zarar spekülatif olmamalı ve
hesaplanabilir ekonomik sonuç hâlinde gösterilmelidir.
Uygun illiyet bağı, ESG alanında en güç
unsurlardan biridir. İklim riski, piyasa fiyatları, karbon maliyeti, enerji
krizi veya tedarik zinciri kesintileri gibi dış etkenler çoğu zaman şirket
zararına katkıda bulunur. Bu nedenle yönetim kurulu ancak kendi kusurlu süreç
eksikliği ile zarar arasında makul ve hukuken anlamlı bağlantı kurulabildiğinde
sorumluluk riski taşır. Öngörülebilir bir düzenleyici riskin hiç izlenmemesi,
raporlama yükümlülüğünün veri sistemsizliği nedeniyle yanlış yerine getirilmesi
veya yatırımcıya gerçek dışı güvence verilmesi illiyet değerlendirmesini
güçlendirebilir.
TTK m. 557'deki farklılaştırılmış
teselsül, ESG sorumluluğunda özel değer taşır. Yönetim kurulunun tamamı aynı
bilgiye, aynı komite görevine, aynı icrai yetkiye veya aynı uzmanlığa sahip
olmayabilir. Bu nedenle sorumluluk değerlendirmesinde görev dağılımı, murahhas
üye yapısı, komite tutanakları, uzman görüşüne dayanma, muhalefet şerhi,
gözetim sıklığı ve düzeltici aksiyona katkı ayrı ayrı ele alınmalıdır (11).
V. Yönetim Kurulunun Devredilemez Görevleri, Yetki Devri
ve ESG Gözetimi
ESG risklerinin şirket organizasyonu
içinde birçok birime dağılması, yönetim kurulunun sorumluluğunu ortadan
kaldırmaz; fakat sorumluluğun kapsamını süreç ve gözetim düzeyinde belirler.
TTK m. 367, yönetimin esas sözleşmeye konulacak hüküm ve iç yönergeyle devrine
imkân tanır. Buna karşılık TTK m. 375, üst düzey yönetim, organizasyonun
belirlenmesi, muhasebe ve finansal planlama için gerekli düzenin kurulması ve
yönetimle görevli kişilerin gözetimi gibi çekirdek görevleri devredilemez
sayar. ESG riskleri tam da bu çekirdek alanlarla kesişir (12).
Yönetim kurulu, ESG komitesi,
sürdürülebilirlik departmanı veya dış danışman görevlendirebilir. Hatta büyük
ölçekli şirketlerde bu yapıların kurulması makul özenin gereği olabilir. Ancak
yetki devri, kurulun stratejik gözetim sorumluluğunu sona erdirmez. Kurul; ESG
taahhütlerinin envanterini, taahhütlerin hukuki yoğunluğunu, veri kaynaklarını,
raporlama takvimini, bütçe ihtiyacını, sorumlu yöneticileri ve sapma hâlindeki
düzeltici aksiyonları izlemelidir.
ESG bağlamında yönetim kurulunun
devredilemez görevleri üç pratik soruda somutlaşır. Birincisi, şirketin hangi
ESG riskleri ve taahhütleri bulunduğu yönetim düzeyinde bilinmekte midir?
İkincisi, bu taahhütlerin finansal ve hukuki etkileri düzenli olarak izlenmekte
midir? Üçüncüsü, kamuya açıklanan veya sözleşmeye bağlanan beyanlar güvenilir
veri ve iç kontrol sistemiyle desteklenmekte midir? Bu üç soruya belgeye dayalı
cevap verilememesi, TTK m. 369 ve m. 553 bakımından savunma zeminini
zayıflatır.
Riskin erken saptanması komitesinin rolü
de bu çerçevede geniş yorumlanmalıdır. ESG riskleri yalnızca çevre departmanı
konusu değildir; sermaye maliyeti, pazar erişimi, tedarik kesintisi, iş kazası,
insan hakları ihlali, veri koruma, yaptırım riski ve düzenleyici uyum
bakımından şirketin varlığını veya gelişimini etkileyebilecek riskler arasında
yer alabilir. Bu nedenle komite raporlarının ESG risklerini finansal risk
haritasına bağlaması, yönetim kurulu sorumluluğu bakımından güçlü bir kurumsal
savunma aracıdır.
VI. ESG Taahhütlerinin Hukuki Niteliği: Gönüllü Beyan,
Sözleşme, Raporlama ve Kamuyu Aydınlatma
ESG taahhütleri tek tip değildir. Bunları
hukuki yoğunluklarına göre beş gruba ayırmak mümkündür. Birinci grup, doğrudan
mevzuattan doğan yükümlülüklerdir. Çevre, iklim, iş sağlığı ve güvenliği,
kişisel veri, sermaye piyasası ve raporlama yükümlülükleri bu gruptadır. Bu
alanda yönetim kurulu, mevzuata uyumu sağlayacak organizasyonu kurmak ve önemli
uyum risklerini izlemekle yükümlüdür.
İkinci grup, kamuyu aydınlatma ve sermaye
piyasası belgelerinden doğan taahhütlerdir. Halka açık şirketler bakımından
faaliyet raporu, izahname, yatırımcı sunumu, KAP açıklaması ve
sürdürülebilirlik uyum beyanları yatırımcı kararını etkileyebilir. Bu
belgelerdeki ESG ifadeleri genel, ölçülemez ve temenni niteliğindeyse
sorumluluk riski daha düşük olabilir. Buna karşılık somut tarih, yüzde, kapsam,
metrik veya finansal etki içeren açıklamalar hukuki yoğunluğu artırır.
Üçüncü grup, finansman dokümanlarından
doğan taahhütlerdir. Yeşil tahvil, sürdürülebilir borçlanma aracı, yeşil kira
sertifikası, sürdürülebilir kira sertifikası veya sürdürülebilirlik bağlantılı
kredi yapılarında şirket; fon kullanımını, performans göstergelerini,
raporlamayı ve doğrulamayı belirli kurallara bağlayabilir. Bu belgelerdeki ESG
göstergelerinin izlenmemesi, yalnızca sözleşmesel temerrüt değil, yönetim
kurulunun finansman stratejisi ve açıklama gözetimi bakımından sorumluluk riski
doğurabilir (13).
Dördüncü grup, tedarik zinciri ve insan
hakları taahhütleridir. İhracat yapan veya çok uluslu şirketlere tedarik
sağlayan işletmeler bakımından alıcı davranış kodları, karbon ayak izi
şartları, iş güvenliği standartları, zorla çalıştırma ve çocuk işçiliği
yasakları sözleşmesel hüküm hâline gelebilir. Yönetim kurulunun bu taahhütleri
satın alma departmanının teknik şartı olarak değil, pazar erişimi ve gelir
sürekliliği riski olarak görmesi gerekir (14).
Beşinci grup, gönüllü politika ve etik
beyanlardır. Net sıfır yol haritası, çeşitlilik politikası, etik kod, tedarikçi
davranış kuralları ve sürdürülebilirlik vizyon metinleri her zaman doğrudan
dava edilebilir borç yaratmaz. Ancak bu metinler yıllık rapora, yatırımcı
sunumuna, finansman dokümanına veya üst yönetim ücretlendirmesine bağlandığında
hukuki önem kazanır. Yönetim kurulu, gönüllü beyanların fiili kapasite, veri ve
bütçeyle uyumunu gözetmelidir.
Tablo 2: ESG Taahhütlerinde Hukuki Yoğunluğu Artıran
Göstergeler
|
Gösterge |
Risk anlamı |
Yönetim kurulu için önerilen
belge |
|
Somut
tarih ve oran |
Beyan
artık temenni değil ölçülebilir hedef niteliği kazanır. |
Hedef
kartı, metodoloji notu, bütçe kararı |
|
Finansman
sözleşmesine bağlantı |
KPI
ihlali temerrüt veya marj artışı doğurabilir. |
Sözleşme
matrisi, covenant takip tablosu |
|
KAP/faaliyet
raporu açıklaması |
Yatırımcı
kararını etkileyen açıklama riski doğar. |
Açıklama
kontrol listesi, hukuk uygunluk görüşü |
|
Bağımsız
güvence ihtiyacı |
Veri
ve metodoloji hatası güvenilirlik sorunu yaratır. |
Güvence
planı, veri sahibi listesi |
|
Tedarik
zinciri şartı |
Pazar
erişimi ve sözleşme devamlılığı etkilenir. |
Tedarikçi
denetim planı, yaptırım maddeleri |
VII. Raporlama, Veri Yönetişimi ve Yeşil Aklama Riski
ESG sorumluluğunun merkezinde veri
bulunur. Sürdürülebilirlik taahhütleri çoğu zaman hukuki metinlerden ziyade
faaliyet raporlarında, sürdürülebilirlik raporlarında, yatırımcı sunumlarında,
web metinlerinde ve performans tablolarında görünür hâle gelir. Yönetim
kurulunun görevi bu verileri bizzat üretmek değildir; ancak hangi verinin kim
tarafından, hangi metodolojiyle, hangi kontrol ortamında ve hangi onay
süreciyle üretildiğini gösteren güvenilir bir veri yönetişimi düzeni kurmaktır.
TSRS yaklaşımı, sürdürülebilirlik
bilgisini finansal bilgiyle aynı karar yararlılığı mantığına yaklaştırır. Bu
sebeple karbon emisyonu, enerji tüketimi, su kullanımı, iş kazası sıklık oranı,
çalışan devir hızı, tedarikçi denetim oranı veya etik ihlal bildirimleri gibi
göstergeler yalnızca sosyal performans istatistiği olarak değil, şirketin
finansal görünümüne ve risk profiline etki eden bilgiler olarak ele
alınmalıdır. Hatalı veya seçici veri, yanıltıcı açıklama riskini doğurur (15).
Yeşil aklama, ESG'nin hukuki riske
dönüştüğü en belirgin alandır. Şirketin çevresel performansını olduğundan daha
olumlu göstermesi, kapsam dışı bırakılan emisyonları açıklamaması, belirsiz
kavramları ölçülebilir gerçeklik gibi sunması, hedefleri veriyle desteklememesi
veya olumsuz sonuçları seçici biçimde dışarıda bırakması yeşil aklama riskini
doğurabilir. Bu risk yalnızca reklam hukuku veya tüketici hukuku bakımından
değil, sermaye piyasası açıklamaları, finansman belgeleri, sözleşmesel
taahhütler ve TTK m. 553 bakımından da değerlendirilmelidir.
Yönetim kurulu, yeşil aklama riskini
azaltmak için dört filtre kullanmalıdır: doğruluk, tamamlık,
karşılaştırılabilirlik ve güncellik. Doğruluk, açıklamanın veriyle
desteklenmesini; tamamlık, önemli olumsuz bilgilerin saklanmamasını;
karşılaştırılabilirlik, kullanılan metodolojinin dönemler arasında tutarlı
olmasını; güncellik ise önemli değişikliklerde açıklamanın revize edilmesini
ifade eder. Bu filtrelerin şirket iç yönergesine ve açıklama onay sürecine yazılması,
sorumluluk hukukunda güçlü bir süreç savunması sağlar.
Veri yönetişimi aynı zamanda kişisel veri
ve insan kaynakları boyutuyla da ele alınmalıdır. Çeşitlilik, ücret eşitliği,
iş kazası, taciz/etik bildirimleri ve tedarikçi çalışan verileri gibi sosyal
göstergeler çoğu zaman kişisel veri içerir. Bu nedenle ESG raporlaması
yapılırken veri minimizasyonu, anonimleştirme, amaçla sınırlılık ve saklama
süresi ilkeleri gözetilmelidir. Aksi hâlde şirket bir ESG raporlama
yükümlülüğünü yerine getirirken başka bir hukuki uyum riskini doğurabilir.
VIII. ESG, Şirket Menfaati ve İş İnsanı Kararı Standardı
Türk hukukunda iş insanı kararı kuralı,
Anglo-Amerikan hukukundaki biçimiyle açık bir kanun normu olarak düzenlenmiş
değildir. Bununla birlikte TTK m. 369'daki tedbirli yönetici ölçüsü, yönetim
kurulunun ekonomik takdir alanını tamamen ortadan kaldırmaz. Yönetim kurulu,
bilgiye dayalı, çıkar çatışmasından arındırılmış, makul gerekçeye bağlanmış ve
şirket menfaatine yönelmiş kararlar aldığında, sonucun beklenenden farklı
olması tek başına sorumluluk doğurmamalıdır.
ESG alanında bu ilke özellikle önemlidir.
Bir enerji verimliliği yatırımı, yenilenebilir enerji tedariki, karbon azaltım
teknolojisi, tedarikçi denetim programı veya iş güvenliği yatırımı kısa vadede
maliyet artırabilir. Buna karşılık uzun vadede finansman maliyetini
düşürebilir, pazar erişimini koruyabilir, sigorta ve ceza risklerini
azaltabilir. Yönetim kurulunun şirket menfaatini yalnızca cari dönem kârı ile
özdeşleştirmesi, modern risk yönetimi anlayışıyla bağdaşmaz (16).
Bununla birlikte ESG'nin şirket menfaati
içinde değerlendirilmesi, yönetim kuruluna sınırsız bir aktivizm yetkisi
vermez. Her ESG kararının şirketin faaliyet konusu, risk profili, finansal
kapasitesi, pay sahipleriyle ilişkisi, düzenleyici uyum ihtiyacı ve uzun vadeli
değer yaratma stratejisiyle bağlantısı kurulmalıdır. Bu bağlantı kurulmadan
yapılan pahalı ve ölçülemez girişimler de sorumluluk tartışması yaratabilir.
Bu nedenle yönetim kurulunun savunulabilir
pozisyonu, ESG kararlarını ekonomik ve hukuki gerekçeye bağlayan karar dosyası
oluşturmaktır. Karar dosyasında risk analizi, alternatifler, maliyet-fayda
değerlendirmesi, finansman etkisi, sözleşmesel yükümlülük, açıklama riski,
uzman görüşü ve uygulama takvimi bulunmalıdır. Kararın sonucu başarısız olsa
dahi süreç güçlü ise TTK m. 553 bakımından kusur iddiası zayıflar.
IX. Uygulama Örnekleri: Hukuki Riskin Doğduğu Tipik
Senaryolar
Birinci senaryo, ölçülmemiş emisyon
hedefidir. Şirket, faaliyet raporunda 2030 yılına kadar emisyonlarını yüzde
kırk azaltacağını açıklamakta; ancak emisyon envanteri kapsamını
belirlememekte, üretim tesislerinden güvenilir veri toplamamakta, bütçe
ayırmamakta ve yönetim kuruluna periyodik ilerleme raporu sunmamaktadır.
Hedefin tutmaması tek başına sorumluluk doğurmaz; fakat açıklamanın veri
altyapısı olmadan yapılması, yatırımcı veya finansman tarafında zarar doğmuşsa
kusurlu süreç iddiasını güçlendirebilir.
İkinci senaryo, yeşil finansman dokümanı
ihlalidir. Şirket yeşil borçlanma aracı ihraç etmekte ve ihraç gelirlerinin
belirli çevresel projelerde kullanılacağını taahhüt etmektedir. Fon kullanımını
izleyen ayrı muhasebe hesabı, proje uygunluk değerlendirmesi ve raporlama onayı
kurulmamışsa, taahhüdün ihlali finansman belgeleri, sermaye piyasası açıklamaları
ve yönetim kurulu gözetim görevi bakımından çok katmanlı sonuç doğurur.
Üçüncü senaryo, tedarik zinciri insan
hakları riskidir. İhracatçı şirket, ana alıcıyla yaptığı sözleşmede çocuk
işçiliği ve zorla çalıştırma yasağına uyacağını, tedarikçilerini denetleyeceğini
ve ihlal hâlinde düzeltici aksiyon alacağını kabul eder. Yönetim kurulu bu
taahhüdü stratejik risk olarak izlememiş, denetim bütçesi ayırmamış ve kritik
tedarikçiler için yaptırım hükümleri kurmamışsa, alıcı sözleşmesinin kaybı ve
pazar erişiminin zayıflaması yönetim sorumluluğu tartışmasına bağlanabilir.
Dördüncü senaryo, TSRS raporunda veri
tutarsızlığıdır. Şirket TSRS kapsamında iklim riskini finansal raporlama
döneminde açıklamakta; ancak faaliyet raporu, yatırımcı sunumu ve sürdürülebilirlik
raporunda kullanılan varsayımlar farklıdır. Aynı risk için üç farklı senaryo ve
üç farklı mali etki gösterilmesi, açıklama tutarlılığı ve iç kontrol bakımından
zayıflık yaratır. Yönetim kurulu, yayımlanan metinlerin birbirini
desteklediğini ve farklılıkların makul gerekçeye dayandığını gösterebilmelidir.
Beşinci senaryo, ücretlendirme ve ESG
hedefi ilişkisidir. Şirket üst yönetim primlerini sürdürülebilirlik hedeflerine
bağlamakta; ancak hedefler dış doğrulamaya, ölçülebilir veriye veya açık
metodolojiye dayanmamaktadır. Bu durumda yönetici teşvik sistemi, gerçek
performansı değil, raporlanan performansı ödüllendirebilir. Yönetim kurulu,
ücretlendirme politikasında çıkar çatışması, doğrulama ve hedef sapması
risklerini dikkate almalıdır.
Tablo 3: Yönetim Kurulu İçin ESG Sorumluluk Matrisi
|
Alan |
Özen standardı |
Belgelendirme aracı |
Sorumluluk riskini azaltan
uygulama |
|
Strateji |
ESG
riskinin şirket menfaatiyle bağlantısını kurma |
Strateji
raporu, risk haritası |
Yıllık
ESG gündemi ve karar dosyası |
|
Veri |
Güvenilir,
tutarlı ve doğrulanabilir veri akışı kurma |
Veri
sözlüğü, kontrol matrisi |
Sorumlu
kişi ve onay zinciri belirleme |
|
Açıklama |
Yanıltıcı,
eksik veya çelişkili beyanlardan kaçınma |
KAP/faaliyet
raporu kontrol listesi |
Hukuk-finans-sürdürülebilirlik
ortak onayı |
|
Finansman |
ESG
covenant ve KPI takibini sağlama |
Covenant
takip tablosu |
Aylık
sapma raporu ve erken uyarı sistemi |
|
Tedarik |
Kritik
tedarikçi risklerini sözleşmeye bağlama |
Tedarikçi
denetim planı |
Sözleşmesel
denetim ve fesih hakları |
X. Uluslararası Standartların Türk Hukukundaki İşlevi
Uluslararası ESG standartları, Türk
hukukunda her zaman doğrudan özel hukuk sorumluluğu yaratmaz. Ancak yönetim
kurulunun makul özen standardının içeriği belirlenirken teknik referans işlevi
görebilir. Paris Anlaşması, TCFD tavsiyeleri, IFRS S1/S2, OECD Kurumsal Yönetim
İlkeleri, BM İş Dünyası ve İnsan Hakları Rehber İlkeleri ve Avrupa Birliği
sürdürülebilirlik düzenlemeleri, özellikle ihracatçı ve sermaye piyasasına açık
şirketlerin risk yönetimi pratiğini etkilemektedir (17).
Bu metinlerin fonksiyonu üç düzeyde ortaya
çıkar. İlk olarak, raporlama ve açıklama tekniğine ilişkin metodoloji
sağlarlar. İkinci olarak, finansman ve yatırımcı beklentilerini
şekillendirirler. Üçüncü olarak, şirketin faaliyette bulunduğu pazarların uyum
koşullarını etkilerler. Türkiye'de doğrudan bağlayıcı olmayan bir standart
dahi, şirketin sözleşmesine, finansman belgesine veya kamu açıklamasına
girdiğinde bağlayıcı sonuç doğurabilir.
Özellikle Avrupa Birliği düzenlemeleri
Türk şirketleri için dolaylı etki yaratır. AB pazarına ihracat yapan veya AB
merkezli şirketlerin tedarik zincirinde yer alan işletmeler, karbon ayak izi,
insan hakları özeni, sürdürülebilirlik verisi ve raporlama beklentileriyle
karşılaşır. Bu beklentiler çoğu zaman doğrudan kanuni yükümlülük olarak değil,
sözleşme şartı, denetim hakkı, sertifikasyon şartı veya fiyatlama kriteri
olarak ortaya çıkar. Yönetim kurulunun bu dolaylı etkiyi stratejik risk olarak
izlemesi gerekir.
Uluslararası standartlara atıf yapılırken
dikkatli bir hukuk tekniği kullanılmalıdır. Şirket, belirli bir standarda
tamamen uyduğunu açıklıyorsa, fiili uyum düzeyini ve kapsam dışı bıraktığı
alanları net biçimde belirtmelidir. Aksi hâlde standart ismi, içerik ve veri
ile desteklenmeyen bir güvence beyanına dönüşebilir. Bu da yeşil aklama ve
yanıltıcı açıklama riskini artırır.
XI. Yönetim Kurulu Savunması: Süreç, Belge ve Kurumsal
Hafıza
TTK m. 553 bakımından en güçlü savunma,
karar anında makul sürecin kurulmuş olduğunu gösterebilmektir. ESG alanında bu
savunma, yalnızca nihai hedefin makul olduğunu söylemekle kurulmaz. Yönetim
kurulu, hedefin hangi veriye dayandığını, hangi risklerin tartışıldığını, hangi
uzman görüşlerinin alındığını, hangi alternatiflerin değerlendirildiğini, hangi
bütçenin ayrıldığını ve hangi izleme mekanizmasının kabul edildiğini
belgelemelidir.
Belgelendirme, şekli bir bürokrasi olarak
görülmemelidir. Yönetim kurulu tutanakları, komite raporları, risk haritaları,
ESG taahhüt envanteri, KPI takip tabloları, veri sorumlusu listeleri, metodoloji
notları ve hukuk uygunluk değerlendirmeleri, sonradan doğabilecek sorumluluk
iddialarında karar sürecinin kalitesini gösterir. Bu belgelerin yokluğu,
kusurun varlığını otomatik olarak ispatlamaz; ancak kurulun makul özen
gösterdiğini ortaya koymasını güçleştirir.
Yönetim kurulu üyeleri ayrıca uzman
görüşüne dayanma konusunda da dikkatli davranmalıdır. Uzman görüşü almak makul
özenin göstergesi olabilir; fakat uzman seçimi, görüşün kapsamı, varsayımlar ve
yönetim kurulunun bu görüşü nasıl değerlendirdiği önemlidir. Özellikle emisyon
ölçümü, senaryo analizi, TSRS raporlama kapsamı, güvence denetimi ve
sürdürülebilir finansman dokümantasyonu gibi teknik alanlarda uzmanlık
gereklidir. Bununla birlikte yönetim kurulu, uzman görüşünü eleştirel biçimde
değerlendirmeden otomatik onay mercii hâline gelmemelidir.
Muhalefet şerhi ve bilgi talebi de
bireysel sorumluluğun belirlenmesinde önem taşır. Bir yönetim kurulu üyesi,
veri altyapısı bulunmayan bir ESG hedefinin kamuya açıklanmasına karşı çıkmış,
ek bilgi istemiş veya kararın risklerini tutanağa geçirmişse, farklılaştırılmış
teselsül değerlendirmesinde bu davranış dikkate alınmalıdır. Bu nedenle ESG
kararlarında kurul içi tartışmanın gerçek biçimde kayda geçirilmesi, yalnızca
iyi yönetişim değil, kişisel sorumluluk yönetimi aracıdır.
XII. Sorumluluğun Sınırları, Zamanaşımı ve Şirketler
Topluluğu
ESG sorumluluğunun genişlemesi, yönetim
kurulu üyeleri bakımından sınırsız bir risk alanı yaratmamalıdır. TTK m. 553,
yükümlülük ihlali, kusur, zarar ve uygun illiyet bağı şartlarını koruduğu için,
her sürdürülebilirlik başarısızlığının kişisel sorumluluğa dönüşmesine izin
vermez. Özellikle teknolojik belirsizlik, kamu otoritesinin geciken ikincil
düzenlemeleri, makroekonomik şoklar ve tedarik zinciri krizleri, kusur ve illiyet
değerlendirmesinde dikkate alınmalıdır.
Zamanaşımı bakımından TTK m. 560 uygulama
alanı bulur. ESG kaynaklı zararlar çoğu zaman raporlama döneminden sonra
görünür hâle gelir. Örneğin hatalı sürdürülebilirlik açıklaması sebebiyle
finansman maliyetindeki artış, yanlış veri nedeniyle güvence raporunda sorun
çıkması veya tedarik zinciri ihlali nedeniyle ana alıcı sözleşmesinin feshi
belirli bir zaman farkıyla doğabilir. Bu nedenle şirketlerin olay kayıtlarını,
açıklama onaylarını, veri setlerini ve düzeltici aksiyon belgelerini uzun
süreli kurumsal hafıza içinde saklaması gerekir (18).
Şirketler topluluğu bakımından ESG riski
daha karmaşık hâle gelir. Ana şirketin sürdürülebilirlik politikası çoğu zaman
bağlı şirketlere, tedarik zincirine ve ortak veri sistemlerine uygulanır. Buna
karşılık her bağlı şirketin faaliyet konusu, çevresel izni, iş güvenliği
profili, veri altyapısı ve finansman yükümlülüğü farklı olabilir. Topluluk
düzeyinde tek bir ESG hedefi açıklanırken bağlı şirketler bakımından ölçüm, bütçe
ve uygulama kapasitesi ayrıca değerlendirilmelidir (19).
Ana şirketin grup çapında net sıfır hedefi
açıklaması, bağlı şirket yönetim kurullarının kendi şirket menfaatini gözetme
yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Bağlı şirket yönetim kurulu, grup politikasıyla
şirketin finansal kapasitesi, lisans ve izin yükümlülükleri, üretim teknolojisi
ve sözleşmesel taahhütleri arasındaki uyumu değerlendirmelidir. Bu
değerlendirme yapılmadan grup politikasının otomatik uygulanması, hem bağlı
şirketin hem de ilgili yönetim kurulu üyelerinin sorumluluk riskini
artırabilir.
Sigorta ve tazminat düzenlemeleri de ESG
risk yönetiminin parçasıdır. Yönetici sorumluluk sigortası, çevresel sorumluluk
sigortası ve sözleşmesel tazminat hükümleri yönetim kurulu üyelerinin kişisel
riskini tamamen ortadan kaldırmasa da riskin finansal etkisini yönetebilir.
Ancak sigorta poliçelerinde çevre ihlali, kasıt, idari para cezası, yanlış
beyan ve raporlama hatası istisnalarının ayrıca incelenmesi gerekir.
XIII. Uyum Programı, Açıklama Politikası ve Hukuki Kontrol
Tasarımı
ESG taahhütlerinin yönetilebilir hâle
gelmesi için şirket içinde yazılı bir uyum programı kurulmalıdır. Bu programın
ilk adımı taahhüt envanteridir. Şirket; faaliyet raporları, sürdürülebilirlik
raporları, KAP açıklamaları, yatırımcı sunumları, finansman sözleşmeleri,
tedarikçi kodları, müşteri sözleşmeleri, web metinleri ve yönetim kurulu
kararlarında yer alan tüm ESG beyanlarını tek tabloda toplamalıdır. Envanterde
taahhüdün kaynağı, sahibi, ölçüm yöntemi, açıklama kanalı, güncelleme tarihi ve
hukuki sonucu yer almalıdır.
İkinci adım, açıklama politikasının
yeniden tasarlanmasıdır. ESG beyanları pazarlama biriminin tek başına
yayımladığı metinler olmamalıdır. Hukuk, finans, sürdürülebilirlik, yatırımcı
ilişkileri ve operasyon birimleri ortak onay mekanizması içinde çalışmalıdır.
Açıklama öncesi kontrol listesinde beyanın doğruluğu, kapsamı, metodolojisi,
destekleyici verisi, önceki açıklamalarla tutarlılığı, güncelleme ihtiyacı ve
olası yeşil aklama riski değerlendirilmelidir.
Üçüncü adım, sözleşme kontrolüdür. Yeşil
finansman belgeleri, sürdürülebilirlik bağlantılı krediler, tedarikçi davranış
kuralları, müşteri satın alma şartnameleri ve birleşme-devralma belgelerinde
yer alan ESG hükümleri ayrı bir sözleşmesel risk matrisiyle izlenmelidir. Bu
matriste ihlal hâlinde doğacak sonuçlar, bildirim süreleri, düzeltme imkânı,
cezai şart, faiz/marj artışı ve fesih hakları yer almalıdır.
Dördüncü adım, yönetim kurulu
raporlamasıdır. Yönetim kurulu yılda en az iki kez ESG taahhüt envanterini ve
sapma raporlarını incelemelidir. Kritik taahhütler için kırmızı bayrak sistemi
kurulmalı; veri eksikliği, bütçe yetersizliği, hedef sapması, düzenleyici
değişiklik, finansman covenant riski ve tedarikçi ihlali gibi konular kurul
gündemine taşınmalıdır. Bu gündemlerin tutanaklara somut veri ve karar olarak
yansıması gerekir.
Beşinci adım, eğitim ve kurumsal
kültürdür. ESG sorumluluğu yalnızca sürdürülebilirlik departmanının görevi
olarak görülürse sistem çalışmaz. Satın alma, finans, insan kaynakları, üretim,
hukuk ve yatırımcı ilişkileri birimleri hangi beyanın şirketi bağlayabileceğini
bilmelidir. Özellikle 'karbon nötr', 'sıfır etki', 'tam uyum', 'en yeşil',
'mutlak güvence' gibi güçlü ifadelerin veri ve metodoloji olmadan
kullanılmaması gerekir.
Bu uyum programı, yönetim kurulunun
sorumluluk riskini ortadan kaldırmaz; ancak TTK m. 369'daki özen yükümlülüğünün
ve TTK m. 553 bakımından kusursuzluk savunmasının somutlaştırılmasına hizmet
eder. Hukuki kontrolün amacı şirketi sessizleştirmek değil, açıklanabilir,
ölçülebilir ve gerektiğinde savunulabilir bir ESG dili kurmaktır.
XIV. Sonuç
ESG taahhütleri, Türk hukukunda artık
yalnızca etik, itibar veya pazarlama kategorisi olarak görülemez. TTK m. 553,
yönetim kurulu üyelerinin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini
kusurlarıyla ihlal etmeleri hâlinde doğan zarardan sorumluluğunu düzenleyen
genel norm olarak ESG ihlallerine de uygulanabilir. Ancak bu uygulama otomatik
değildir; her somut olayda yükümlülüğün kaynağı, ihlalin içeriği, kusur, zarar
ve illiyet bağı ayrı ayrı ortaya konulmalıdır.
Makalenin temel sonucu şudur: ESG
hedefinin gerçekleşmemesi tek başına yönetim kurulu sorumluluğu doğurmaz; fakat
ölçülebilir, kamuya açıklanmış, finansman veya sözleşme düzenine bağlanmış bir
ESG taahhüdünün veri, bütçe, yetki, izleme ve doğrulama sistemi kurulmadan
benimsenmesi TTK m. 553 bakımından ciddi risk yaratabilir. Yönetim kurulu için
asıl sorumluluk alanı hedefin iddialı olmasından değil, hedefin yönetilemez ve
doğrulanamaz biçimde açıklanmasından doğar.
Bu nedenle şirketler için en rasyonel yol,
ESG taahhütlerini sınırlamak değil, hukuken savunulabilir hâle getirmektir.
Taahhüt envanteri, veri yönetişimi, komite yapısı, raporlama kontrolü,
finansman covenant takibi, tedarik zinciri denetimi ve düzeltici aksiyon planı
kurulmalıdır. TTK m. 369 ve m. 375 çerçevesinde makul süreç kuran, TTK m. 553
bakımından kusur riskini azaltan ve şirket menfaatini uzun vadeli değer yaratma
perspektifiyle koruyan yönetim kurulu, ESG'yi bir tehdit değil, kurumsal dayanıklılık
aracı hâline getirebilir.
I. Introduction: ESG Commitments as a Matter of Directors’
Liability
For Turkish corporate law, ESG was once
mostly associated with corporate social responsibility, investor relations,
brand value and reputation management. The current regulatory environment,
however, has transformed ESG from a communications concept into a legal risk
field connected with directors' duties of care, loyalty, oversight, reporting
and risk management. Article 553 of the Turkish Commercial Code is central to
this transformation because it establishes the civil liability of founders,
board members, managers and liquidators for damages arising from culpable
breaches of duties imposed by law or the articles of association (20).
The relevance of Article 553 is not
confined to classical cases such as unlawful asset transfers, capital
maintenance violations or defective representation. The provision is a general
liability norm built on duty, breach, fault, loss and causation. ESG commitments
may therefore fall within its scope only when the commitment can be linked to a
legally relevant duty and the breach of that duty can be attributed to the
board member with fault. This analytical discipline is essential because ESG is
technically complex and frequently involves multiple internal and external
actors.
Two extreme positions should be rejected.
The first treats every missed ESG target as sufficient for board liability.
Such an approach ignores the impact of market conditions, technological
uncertainty, regulatory change, energy prices and supply-chain disruptions. The
second position assumes that ESG is entirely voluntary and therefore legally
irrelevant. That view is no longer persuasive for listed companies,
undertakings subject to sustainability reporting, issuers using green finance
instruments and manufacturers embedded in international supply chains.
The proper approach is to assess the
source, context, disclosure channel, measurability and economic relevance of
the ESG commitment. A general sustainability sentence on a website, a
quantified emissions target in an annual report, a KPI in a
sustainability-linked loan, a human-rights undertaking in a supply contract and
a climate risk disclosure under the TSRS do not carry the same legal intensity.
Yet all of them may become relevant to the board's duty to create a reliable
decision-making, oversight and disclosure process (21).
II. Historical Development: From Corporate Social
Responsibility to Reportable ESG Risk
The historical development of corporate
responsibility began with the debate over whether corporations are merely
vehicles for shareholder profit. In the classical view, directors were expected
to protect corporate assets and pursue profit within the limits of law. Corporate
social responsibility emerged as a supplementary, largely voluntary and
reputation-oriented field involving donations, sponsorships, environmental
projects and employee engagement programmes.
ESG departs from this background by
translating environmental, social and governance factors into the language of
investment, finance and risk management. Climate-related financial risk,
supply-chain human rights standards, data-based reporting systems, corporate
governance principles and sustainable finance instruments have made ESG
economically relevant. Environmental and social impacts now affect capital
costs, insurance premiums, credit conditions, market access and regulatory
compliance (22).
The Turkish Commercial Code of 2012 did
not use the term ESG. Nevertheless, it modernised Turkish company law through
corporate governance, independent audit, early risk detection, annual
reporting, financial reporting and transparency mechanisms. These mechanisms
form the institutional basis for connecting ESG commitments with board
liability. In particular, the non-delegable duties of the board, the early risk
detection committee and the annual report rules make risk and disclosure
systems matters for board-level oversight (23).
Turkey's approval of the Paris Agreement
in 2021, the adoption of the Turkish Sustainability Reporting Standards at the
end of 2023, the institutionalisation of assurance discussions in 2024, the
entry into force of the Climate Law in 2025 and the update of the TSRS
thresholds in 2026 demonstrate a clear move towards reportable and verifiable
sustainability law. As a result, ESG statements are no longer separate from
directors' personal risk; they are increasingly linked to process design and
oversight capacity (24).
III. Normative Framework: Sources of ESG Duties under
Turkish Law
ESG duties under Turkish law are not
consolidated in a single ESG code. Environmental obligations arise under the
Environmental Law, the EIA Regulation, waste and zero-waste legislation,
greenhouse gas monitoring rules and the Climate Law. Social obligations arise
under labour law, occupational health and safety law, personal data law,
anti-discrimination norms and supply-chain undertakings. Governance obligations
are found in the Turkish Commercial Code, the Capital Markets Law, SPK
communiqués, KGK standards and internal corporate rules (25).
This fragmented architecture requires a
two-step analysis under Article 553. First, the source of the ESG commitment
must be identified. Second, the specific conduct expected from the board member
must be determined. An environmental monitoring obligation attached to an EIA
decision is not the same as a sustainability statement in an annual report.
However, both may require reliable data, internal controls and consistent
disclosure.
Capital markets law is particularly
important because ESG information may affect investment decisions. The Capital
Markets Law, the Corporate Governance Communiqué and the Sustainability
Principles Compliance Framework make sustainability disclosures part of a broader
disclosure ecosystem. A comply-or-explain framework does not automatically
convert every ESG target into a mandatory obligation. Yet once a statement is
made, its consistency, accuracy and evidentiary basis fall within the board's
oversight function (26).
The TSRS regime is the most significant
step in bringing sustainability information closer to financial reporting
discipline. TSRS 1 sets out general requirements for disclosure of
sustainability-related financial information, while TSRS 2 addresses
climate-related disclosures. The core question is not whether the company has
good intentions, but whether it discloses the effects of sustainability-related
risks and opportunities on cash flows, access to finance and cost of capital
using reasonable and supportable information (27).
The Climate Law establishes a new
regulatory threshold around Turkey's net-zero and green growth objectives. Its
provisions on emissions trading, carbon markets, the Turkish Green Taxonomy,
border carbon adjustment, climate finance and planning tools may have direct
implications for strategy and risk management. For directors, the key issue is
to incorporate carbon cost, embedded emissions reporting, finance conditions
and investment planning into board-level oversight (28).
Table 1: Source of ESG Commitment and Connection with
Article 553 TCC
|
Source |
Typical example |
Legal intensity |
Article 553 issue |
|
Legislation
and secondary rules |
EIA,
waste, GHG monitoring, OHS, data protection, Climate Law |
High |
Culpable
breach of a statutory duty |
|
Capital
markets disclosure |
Annual
report, public disclosure, prospectus, sustainability compliance statement |
High/medium |
Loss
caused by incomplete, inconsistent or misleading disclosure |
|
TSRS
report |
Sustainability
and climate disclosures under TSRS 1/2 |
High |
Defective
data, controls, methodology or assurance process |
|
Finance
documentation |
Green
bond, sustainable lease certificate, sustainability-linked loan |
Medium/high |
KPI
breach, default, misuse of proceeds or disclosure issue |
|
Voluntary
policy |
Net-zero
roadmap, ethical code, supplier code of conduct |
Context-based |
Consistency
between adopted policy, implementation and disclosure |
IV. Elements of Article 553 Liability and Their
Application to ESG
Article 553 requires a separate assessment
of duty, breach, fault, loss and causation. These elements must not be
collapsed into a general allegation that the board failed to be sustainable.
ESG is a multi-actor field involving sustainability teams, finance departments,
legal departments, external consultants, assurance providers, suppliers and
executive management. Board liability must therefore be process-based and
evidence-based.
The breach element depends on the legal
source of the commitment. Where the duty is derived directly from legislation or
binding standards, the analysis is clearer. Failure to establish an
environmental permit system, occupational health and safety organisation or
reliable TSRS reporting process may amount to breach of a statutory or
regulatory duty. In contrast, a voluntary net-zero statement requires closer
assessment of its context, precision, repetition, reliance and connection to
finance or disclosure channels (29).
Fault in ESG cases often concerns
defective process rather than an incorrect business outcome. Directors are not
expected to produce every technical metric personally. They are expected to
establish an adequate organisation, data flow, internal control environment,
committee structure, reporting calendar and corrective action mechanism. If a
company announces a quantified emissions target without emissions data
infrastructure, budget, responsible personnel or periodic board reporting, the
fault inquiry should focus on the insufficiency of the governance process.
Loss may take several forms:
administrative fines, contractual penalties, increased financing costs, default
under green finance documentation, loss of supply contracts, increased
insurance premiums, reduction in company value following loss of investor trust
or costs of corrective disclosure. Yet loss must be demonstrable and
economically assessable. ESG liability cannot rest on reputational discomfort
alone.
Causation is often the most difficult
element. Climate risk, energy prices, carbon costs, macroeconomic volatility
and supply-chain disruptions may all contribute to corporate loss. Directors
should face liability only where a legally meaningful link can be shown between
their culpable process failure and the alleged damage. Ignoring a foreseeable
regulatory risk, issuing unsupported assurance to investors or publishing
inconsistent sustainability data may strengthen causation.
Differentiated joint and several liability
under Article 557 is particularly relevant. Board members may not have the same
access to information, committee role, executive power or technical expertise.
Duties, minutes, dissenting opinions, reliance on experts and corrective action
should therefore be examined individually (30).
V. Non-Delegable Board Duties, Delegation and ESG
Oversight
The fact that ESG risks are spread across
many corporate functions does not eliminate board responsibility. It shapes the
nature of that responsibility. Article 367 permits delegation of management
through provisions in the articles of association and an internal directive.
Article 375, however, preserves core non-delegable board functions such as
high-level management, organisation, accounting, financial planning and
oversight of managers. ESG risks intersect precisely with these core functions
(31).
The board may establish an ESG committee,
sustainability department or external advisory process. In larger companies,
doing so may be part of prudent governance. Delegation does not, however,
remove strategic oversight. The board should monitor the inventory of ESG
commitments, their legal intensity, data sources, reporting timetable, budget
requirements, responsible executives and corrective action mechanisms.
In practical terms, non-delegable ESG
oversight can be reduced to three questions. Does the board know the company's
material ESG risks and commitments? Are the legal and financial effects of
those commitments monitored? Are public or contractual statements supported by
reliable data and internal controls? If the board cannot answer these questions
with documents, its defence under Articles 369 and 553 becomes weaker.
The early risk detection committee should
also be understood in this broader context. ESG risks are not merely
environmental department issues. They may affect capital costs, market access,
supply continuity, workplace safety, human rights, data protection, regulatory
compliance and corporate resilience. Committee reports that connect ESG matters
with the financial risk map provide a strong governance defence.
VI. Legal Nature of ESG Commitments: Voluntary Statements,
Contracts, Reporting and Public Disclosure
ESG commitments differ in legal intensity.
The first category consists of duties arising directly from legislation.
Environmental, climate, occupational safety, data protection, capital markets
and reporting obligations fall within this group. The board must establish an
organisation capable of ensuring compliance and monitoring significant risks.
The second category consists of public
disclosure and capital markets documents. For listed companies, annual reports,
prospectuses, investor presentations, public disclosure platform statements and
sustainability compliance reports may influence investor decisions. General and
aspirational statements may carry limited liability risk. By contrast,
statements containing dates, percentages, scope, metrics or financial effects
create higher legal intensity.
The third category consists of finance
documentation. Green bonds, sustainable debt instruments, green lease
certificates, sustainable lease certificates and sustainability-linked loans
may tie proceeds, KPIs, reporting and verification to specific rules. Failure
to monitor these indicators may create not only contractual default but also
board oversight risk relating to finance strategy and disclosure (32).
The fourth category consists of
supply-chain and human-rights commitments. Exporters and suppliers to
multinational groups may become subject to buyer codes, carbon footprint
requirements, occupational safety standards and prohibitions on forced or child
labour. These undertakings should be treated as market-access risks rather than
narrow procurement matters (33).
The fifth category consists of voluntary
policies and ethical statements. Net-zero roadmaps, diversity policies, ethics
codes and supplier codes do not always create directly enforceable obligations.
They gain legal significance when incorporated into annual reports, investor
materials, finance documentation or executive remuneration systems. The board
should ensure that such statements are aligned with operational capacity, data
and budget.
Table 2: Factors Increasing the Legal Intensity of ESG
Commitments
|
Factor |
Legal meaning |
Suggested board documentation |
|
Specific
date and percentage |
The
statement becomes a measurable target rather than aspiration. |
Target
card, methodology note, budget approval |
|
Connection
with finance documentation |
KPI
breach may trigger default or margin adjustment. |
Covenant
matrix and monitoring table |
|
Annual
report or public disclosure |
The
statement may affect investor decisions. |
Disclosure
checklist and legal review |
|
Need
for assurance |
Data
and methodology errors undermine reliability. |
Assurance
plan and data-owner list |
|
Supply-chain
condition |
Market
access and contract continuity are affected. |
Supplier
audit plan and enforcement clauses |
VII. Reporting, Data Governance and Greenwashing Risk
Data lies at the centre of ESG liability.
Sustainability commitments become legally visible through annual reports,
sustainability reports, investor presentations and performance tables. The
board is not expected to generate each data point personally. It is expected to
establish a reliable data governance system showing who produces the data, by
which methodology, under which control environment and through which approval
chain.
The TSRS approach brings sustainability
information closer to financial reporting. Carbon emissions, energy
consumption, water use, workplace accident frequency, employee turnover,
supplier audit rates and ethics hotline data are not merely social performance
indicators. They may affect the company's financial outlook and risk profile.
Defective or selective data creates misleading disclosure risk (34).
Greenwashing is the most visible
conversion of ESG into legal risk. It may occur when a company presents its
environmental performance more favourably than warranted, omits excluded
emissions, uses vague concepts as measurable facts, fails to support targets
with data or selectively suppresses negative information. The risk should be
analysed not only under advertising or consumer law but also under capital
markets disclosure, finance documentation, contractual undertakings and Article
553.
A board should apply four filters:
accuracy, completeness, comparability and timeliness. Accuracy requires data
support; completeness requires disclosure of material adverse information;
comparability requires methodological consistency; timeliness requires updates
when circumstances materially change. Embedding these filters into internal
disclosure procedures strengthens the board's process defence.
Data governance also has a personal data
dimension. Diversity, pay equity, accident data, harassment and ethics reports,
and supplier workforce data may involve personal data. ESG reporting must
therefore respect data minimisation, anonymisation, purpose limitation and
retention rules. Otherwise, a company may create a separate compliance risk
while attempting to satisfy sustainability reporting expectations.
VIII. ESG, Corporate Interest and Business Judgment
Turkish law does not codify the business
judgment rule in the same form as Anglo-American law. Nevertheless, the prudent
manager standard in Article 369 does not eliminate managerial discretion. Where
directors act on an informed basis, without conflicts of interest, for a
rational corporate purpose and after reasonable deliberation, an unfavourable
outcome should not by itself create liability.
This principle is crucial in ESG matters.
Energy efficiency investments, renewable procurement, carbon reduction
technology, supplier audits and occupational safety programmes may increase
short-term costs. They may nevertheless reduce financing costs, preserve market
access, lower insurance and penalty risks and protect long-term corporate
value. Corporate interest should not be reduced to current-period profit (35).
At the same time, integrating ESG into
corporate interest does not give the board unlimited authority for unmeasured
activism. Each ESG decision should be connected with the company's business
model, risk profile, financial capacity, shareholder relations, regulatory
compliance needs and long-term value strategy. Expensive and immeasurable
initiatives lacking that connection may themselves create governance concerns.
The board's defensible position is to
create a decision file linking ESG decisions to economic and legal reasons.
Such a file should include risk analysis, alternatives, cost-benefit
assessment, financing impact, contractual duties, disclosure risk, expert
advice and implementation timetable. Even if the outcome is unsuccessful, a
strong process weakens fault allegations under Article 553.
IX. Application Examples: Typical Scenarios of Legal Risk
The first scenario is an unmeasured
emissions target. A company announces a forty percent emissions reduction
target by 2030 but does not define the emissions inventory boundary, collect
reliable plant-level data, allocate budget or report progress periodically to
the board. Missing the target does not automatically create liability. However,
making the statement without data infrastructure may strengthen allegations of
defective process if loss arises through investors or finance counterparties.
The second scenario is breach of green
finance documentation. A company issues a green debt instrument and undertakes
to use proceeds for eligible environmental projects. If it fails to establish
separate accounting, project eligibility review and reporting approval
mechanisms, the breach may have consequences under finance documentation,
capital markets disclosure and board oversight duties.
The third scenario is supply-chain
human-rights risk. An exporting company undertakes to comply with prohibitions
on child and forced labour and to audit suppliers. If the board fails to treat
this as a strategic market-access risk, allocate audit budget or include
contractual remedies against critical suppliers, loss of a major customer may
lead to board liability discussion.
The fourth scenario is inconsistent TSRS
data. A company provides climate-related financial disclosures, but the annual
report, investor presentation and sustainability report use different
assumptions and financial impacts for the same risk. Such inconsistency
indicates weakness in disclosure controls. The board should be able to show
that the documents are reconciled or that differences are justified.
The fifth scenario is remuneration linked
to ESG targets. If executive bonuses depend on sustainability metrics that lack
independent verification, objective methodology or data controls, the
remuneration system may reward reported performance rather than real
performance. The board should address conflicts of interest, verification and
target deviation in its remuneration policy.
Table 3: ESG Liability Matrix for the Board
|
Area |
Care standard |
Documentation tool |
Risk-reducing practice |
|
Strategy |
Link
ESG risks to corporate interest. |
Strategy
memo, risk map |
Annual
ESG agenda and decision file |
|
Data |
Create
reliable and verifiable data flows. |
Data
dictionary, control matrix |
Data
owner and approval chain |
|
Disclosure |
Avoid
misleading, incomplete or inconsistent statements. |
Disclosure
checklist |
Joint
legal-finance-sustainability approval |
|
Finance |
Monitor
ESG covenants and KPIs. |
Covenant
tracking table |
Monthly
deviation and early warning report |
|
Supply
chain |
Contractualise
critical supplier risks. |
Supplier
audit plan |
Audit
rights and termination clauses |
X. The Function of International Standards in Turkish Law
International ESG standards do not always
create direct private-law liability in Turkey. They may, however, operate as
technical references in determining the content of reasonable care. The Paris
Agreement, TCFD recommendations, IFRS S1/S2, OECD principles, the UN Guiding
Principles and EU sustainability instruments influence the governance practice
of exporters and listed companies (36).
These instruments function at three
levels. First, they provide methodology for reporting and disclosure. Second,
they shape investor and lender expectations. Third, they influence the market
access conditions of jurisdictions in which the company operates. A standard
that is not directly binding under Turkish law may become relevant if
incorporated into a contract, finance document or public statement.
EU rules have significant indirect effects
on Turkish companies. Exporters and suppliers in EU-based value chains face
expectations concerning carbon footprint, human-rights due diligence,
sustainability data and reporting. These expectations often appear as
contractual conditions, audit rights, certification requirements or pricing
criteria rather than direct statutory duties. Boards should monitor them as
strategic risks.
References to international standards must
be made carefully. If a company states that it complies with a particular
standard, the actual level of compliance and any excluded scope should be made
clear. Otherwise the reference may become an assurance-like statement
unsupported by evidence, increasing greenwashing and misleading disclosure
risk.
XI. Board Defence: Process, Documentation and
Institutional Memory
The strongest defence under Article 553 is
the ability to demonstrate that a reasonable process existed at the time of
decision. In ESG matters, the board must show not merely that the final target
was reasonable, but that it was based on identifiable data, risk analysis,
expert input, budget allocation and monitoring mechanisms.
Documentation is not mere bureaucracy.
Board minutes, committee reports, risk maps, ESG commitment inventories, KPI
dashboards, data-owner lists, methodology notes and legal review memoranda show
the quality of the decision-making process. Their absence does not
automatically prove fault, but it makes it harder for the board to prove
prudent conduct.
Reliance on expert advice should also be
carefully managed. Expert input may demonstrate prudence, especially in
emissions measurement, scenario analysis, TSRS reporting, assurance and
sustainable finance documentation. Yet the board should document the expert's
selection, scope, assumptions and how the advice was evaluated. It should not
become a passive approval body.
Dissent and requests for information may
be relevant to individual liability. A board member who objected to the public
disclosure of an ESG target lacking data infrastructure, requested additional
information or recorded concerns in the minutes should be assessed differently
under the differentiated liability approach. Genuine board deliberation is
therefore both good governance and personal risk management.
XII. Limits of Liability, Limitation Periods and Corporate
Groups
The expansion of ESG duties should not
create unlimited personal exposure for board members. Article 553 preserves the
requirements of duty, breach, fault, loss and causation. Technological
uncertainty, delayed secondary regulation, macroeconomic shocks and
supply-chain crises should therefore be considered when assessing fault and
causation.
Limitation periods are governed by Article
560. ESG-related losses often become visible after the relevant reporting
period. Increased financing costs following defective disclosure, assurance
problems caused by unreliable data, or termination of a key customer contract
following a supply-chain breach may materialise with delay. Companies should
therefore maintain institutional memory by preserving decision records,
disclosure approvals, data sets and corrective action documents (37).
Corporate groups add further complexity. A
parent company's sustainability policy may apply across subsidiaries, suppliers
and shared data systems. Yet each subsidiary may have a different business
model, environmental permits, occupational safety profile, data infrastructure
and financing obligations. A group-level ESG target should therefore be tested
against subsidiary-level measurement, budget and implementation capacity (38).
A parent company's group-wide net-zero
target does not remove the subsidiary board's duty to consider the interest of
its own company. The subsidiary board should assess the compatibility between
group policy and its financial capacity, licences, permits, production
technology and contractual commitments. Automatic implementation without this
assessment may increase liability risk.
Insurance and indemnity arrangements
should also be part of ESG risk management. Directors' and officers' liability
insurance, environmental liability insurance and contractual indemnities may
manage the financial consequences of risk, but they do not eliminate the
underlying duty. Policy exclusions concerning environmental violations, intent,
administrative fines, misrepresentation and reporting errors should be examined
carefully.
XIII. Compliance Programme, Disclosure Policy and Legal
Control Design
A written compliance programme is
necessary to make ESG commitments manageable. The first step is a commitment
inventory. The company should collect in a single table all ESG statements contained
in annual reports, sustainability reports, public disclosures, investor
presentations, finance documents, supplier codes, customer contracts, website
texts and board resolutions. The inventory should identify the source, owner,
metric, disclosure channel, update date and legal consequence of each
commitment.
The second step is redesigning the
disclosure policy. ESG statements should not be issued solely by marketing or
communications teams. Legal, finance, sustainability, investor relations and
operations should operate through a joint approval mechanism. Before
disclosure, the statement should be tested for accuracy, scope, methodology,
supporting data, consistency with prior statements, need for updating and
greenwashing risk.
The third step is contractual control. ESG
clauses in green finance documents, sustainability-linked loans, supplier
codes, customer specifications and M&A documents should be monitored
through a contractual risk matrix. The matrix should identify consequences of
breach, notice periods, cure rights, penalties, interest or margin adjustments
and termination rights.
The fourth step is board reporting. The
board should review the ESG commitment inventory and deviation reports at least
twice a year. Critical commitments should be monitored through a red-flag
system covering data gaps, budget insufficiency, target deviation, regulatory
change, finance covenant risk and supplier breach. These issues should be
reflected in board minutes as concrete data and decisions.
The fifth step is training and corporate
culture. ESG liability cannot be confined to the sustainability department.
Procurement, finance, human resources, operations, legal and investor relations
teams must understand which statements can bind the company. Strong expressions
such as 'carbon neutral', 'zero impact', 'full compliance', 'greenest' and
'absolute assurance' should not be used without data and methodology.
Such a programme does not eliminate
liability risk, but it gives concrete content to the duty of care under Article
369 and to the no-fault defence under Article 553. The purpose of legal control
is not to silence the company, but to create an ESG language that is
measurable, explainable and defensible.
XIV. Conclusion
ESG commitments can no longer be treated
merely as ethics, reputation or marketing matters under Turkish law. Article
553 is a general norm capable of applying to ESG-related breaches where a legal
duty, culpable breach, loss and causation are established. The analysis must
remain rigorous; no automatic liability follows from a missed target.
The main conclusion is that failure to
achieve an ESG target does not by itself create board liability. However,
adopting a measurable, public, contractual or finance-linked ESG commitment
without data, budget, authority, monitoring and verification systems may create
serious Article 553 risk. The liability concern is not ambition itself, but
ungoverned and unverifiable commitment.
Companies should therefore make ESG
commitments legally defensible rather than avoiding them altogether. Commitment
inventories, data governance, committee structures, disclosure controls,
finance covenant monitoring, supplier audits and corrective action plans should
be established. A board that creates a reasonable process under Articles 369
and 375, reduces fault risk under Article 553 and protects corporate interest
through long-term value, can transform ESG from a liability threat into an
instrument of corporate resilience.
Açıklayıcı Notlar / Explanatory Notes
(1) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, RG 14.02.2011, S. 27846, m. 553/1;
hüküm, kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları
bakımından kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerin kusurlu ihlali
sonucunda doğan zarardan sorumluluğu düzenler.
(2) TTK m. 369/1, yönetim kurulu üyeleri ile yönetimle görevli üçüncü
kişilerin görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle ve dürüstlük kuralına
uygun olarak yerine getirmelerini emreder.
(3) OECD, G20/OECD Principles of Corporate Governance 2023, OECD Publishing,
Paris, 2023; ilkeler sürdürülebilirlik, dirençlilik ve yönetim kurulu gözetimi
başlıklarını güncellenmiş kurumsal yönetim çerçevesi içinde ele alır.
(4) TTK m. 375, yönetim kurulunun devredilemez görev ve yetkilerini;
TTK m. 378, pay senetleri borsada işlem gören şirketlerde riskin erken
saptanması komitesini; TTK m. 514 ve m. 516 ise yıllık faaliyet raporu ve
muhtemel risklerin açıklanması rejimini düzenler.
(5) 7335 sayılı Paris Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna
Dair Kanun, RG 07.10.2021, S. 31621; KGK'nın TSRS kararları, RG 29.12.2023, 1.
Mükerrer, S. 32414; 7552 sayılı İklim Kanunu, RG 09.07.2025, S. 32951; KGK eşik
güncellemesi, RG 16.01.2026, S. 33139.
(6) 2872 sayılı Çevre Kanunu, RG 11.08.1983, S. 18132; Çevresel Etki
Değerlendirmesi Yönetmeliği, RG 29.07.2022, S. 31907; Sıfır Atık Yönetmeliği,
RG 12.07.2019, S. 30829; Atık Yönetimi Yönetmeliği, RG 02.04.2015, S. 29314.
(7) 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, RG 30.12.2012, S. 28513, m. 14
ve m. 15; SPK Kurumsal Yönetim Tebliği (II-17.1), RG 03.01.2014, S. 28871;
Kurumsal Yönetim Tebliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (II-17.1.a), RG
02.10.2020, S. 31262; SPK Sürdürülebilirlik İlkeleri Uyum Çerçevesi.
(8) KGK, Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartlarının
Belirlenmesine İlişkin Kurul Kararı, RG 29.12.2023, 1. Mükerrer, S. 32414; TSRS
1 ve TSRS 2, IFRS S1 ve IFRS S2 ile uyumlu biçimde kabul edilmiştir.
(9) 7552 sayılı İklim Kanunu, RG 09.07.2025, S. 32951, özellikle m. 1,
m. 3, m. 5, m. 8 ve m. 9; 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, RG
29.10.2021, S. 31643 ile iklim değişikliği idaresinin kurumsal yapısına ilişkin
düzenlemeler yapılmıştır.
(10) 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, RG 30.06.2012, S.
28339; 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, RG 07.04.2016, S. 29677;
ESG raporlamasında çalışan ve tedarikçi verileri bakımından hukuka uygunluk,
amaçla sınırlılık ve veri minimizasyonu ilkeleri önem taşır.
(11) TTK m. 555-557 sorumluluk davası, şirket, pay sahibi ve
alacaklıların dava imkanları ile farklılaştırılmış teselsül rejimi bakımından;
TTK m. 560 ise zamanaşımı bakımından önem taşır.
(12) TTK m. 367 yönetimin devri; TTK m. 553/2, devralan kişinin
seçiminde makul özen gösterenlerin devralanın fiil ve kararlarından sorumlu
tutulmaması; TTK m. 553/3 ise kontrol dışında kalan kanuna veya esas sözleşmeye
aykırılıklardan sorumluluğun sınırlanması bakımından önem taşır.
(13) SPK, Yeşil Borçlanma Aracı, Sürdürülebilir Borçlanma Aracı, Yeşil
Kira Sertifikası ve Sürdürülebilir Kira Sertifikası Rehberi, Kurul Kararı,
24.02.2022; rehber ICMA ilkeleriyle bağlantılı sürdürülebilir finansman
yaklaşımını esas alır.
(14) United Nations, Guiding Principles on Business and Human Rights:
Implementing the United Nations 'Protect, Respect and Remedy' Framework, New
York and Geneva, 2011; OECD Guidelines for Multinational Enterprises on
Responsible Business Conduct, 2023.
(15) IFRS Foundation, IFRS S1 General Requirements for Disclosure of
Sustainability-related Financial Information ve IFRS S2 Climate-related
Disclosures, London, 2023; TSRS 1 ve TSRS 2 bu standartlarla uyumlu ulusal
standartlar olarak yayımlanmıştır.
(16) Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, Vedat
Kitapçılık, İstanbul, 2020; Reha Poroy / Ünal Tekinalp / Ersin Çamoğlu,
Ortaklıklar Hukuku I, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2021; Hasan Pulaşlı,
Şirketler Hukuku Şerhi, Adalet Yayınevi, Ankara, güncel bası.
(17) Task Force on Climate-related Financial Disclosures, Final Report:
Recommendations of the TCFD, 2017; Directive (EU) 2022/2464 on corporate sustainability
reporting; Directive (EU) 2024/1760 on corporate sustainability due diligence;
Regulation (EU) 2020/852 establishing a framework to facilitate sustainable
investment.
(18) TTK m. 560, sorumluluk davasında zamanaşımı sürelerini düzenler;
zararın ve sorumlunun öğrenilmesi ile her hâlde fiilin gerçekleştiği tarihten
itibaren işleyen süreler bakımından ESG ihlallerinde kayıt tutma özel önem
taşır.
(19) TTK m. 195-209 şirketler topluluğu hükümleri ve özellikle bağlılık
raporu rejimi, topluluk politikalarının bağlı şirketlere etkisi ve hâkim şirket
yönlendirmeleri bakımından önemlidir.
(20) Turkish Commercial Code No. 6102, Official Gazette 14.02.2011, No.
27846, Art. 553/1.
(21) TCC Art. 369/1 requires board members and third persons entrusted
with management to perform their duties with the care of a prudent manager and
in accordance with good faith.
(22) OECD, G20/OECD Principles of Corporate Governance 2023, OECD
Publishing, Paris, 2023.
(23) TCC Art. 375 regulates the non-delegable duties and powers of the
board; Art. 378 concerns the early detection of risk committee; Arts. 514 and
516 concern annual reports and disclosure of probable risks.
(24) Law No. 7335 approving the Paris Agreement, Official Gazette
07.10.2021, No. 31621; KGK TSRS decisions, Official Gazette 29.12.2023, 1st
Repeated, No. 32414; Climate Law No. 7552, Official Gazette 09.07.2025, No.
32951; KGK threshold update, Official Gazette 16.01.2026, No. 33139.
(25) Environmental Law No. 2872, Official Gazette 11.08.1983, No.
18132; Environmental Impact Assessment Regulation, Official Gazette 29.07.2022,
No. 31907; Zero Waste Regulation, Official Gazette 12.07.2019, No. 30829; Waste
Management Regulation, Official Gazette 02.04.2015, No. 29314.
(26) Capital Markets Law No. 6362, Official Gazette 30.12.2012, No.
28513, Arts. 14 and 15; SPK Corporate Governance Communiqué (II-17.1), Official
Gazette 03.01.2014, No. 28871; Amending Communiqué (II-17.1.a), Official
Gazette 02.10.2020, No. 31262; SPK Sustainability Principles Compliance Framework.
(27) KGK, Board Decision on the Determination of Turkish Sustainability
Reporting Standards, Official Gazette 29.12.2023, 1st Repeated, No. 32414; TSRS
1 and TSRS 2 are aligned with IFRS S1 and IFRS S2.
(28) Climate Law No. 7552, Official Gazette 09.07.2025, No. 32951,
especially Arts. 1, 3, 5, 8 and 9; Presidential Decree No. 85, Official Gazette
29.10.2021, No. 31643.
(29) Occupational Health and Safety Law No. 6331, Official Gazette
30.06.2012, No. 28339; Personal Data Protection Law No. 6698, Official Gazette
07.04.2016, No. 29677.
(30) TCC Arts. 555-557 regulate liability actions and differentiated
joint and several liability; Art. 560 concerns limitation periods.
(31) TCC Art. 367 on delegation of management; Art. 553/2 on liability
of delegating persons who exercise reasonable care in selection; Art. 553/3 on
limitations concerning matters outside the directors' control.
(32) SPK, Guidelines on Green Debt Instruments, Sustainable Debt
Instruments, Green Lease Certificates and Sustainable Lease Certificates, Board
Decision dated 24.02.2022.
(33) United Nations Guiding Principles on Business and Human Rights,
2011; OECD Guidelines for Multinational Enterprises on Responsible Business
Conduct, 2023.
(34) IFRS Foundation, IFRS S1 General Requirements for Disclosure of
Sustainability-related Financial Information and IFRS S2 Climate-related
Disclosures, London, 2023.
(35) Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, 2020; Reha
Poroy / Ünal Tekinalp / Ersin Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku I, 2021; Hasan
Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi, current edition.
(36) TCFD, Final Report: Recommendations of the Task Force on
Climate-related Financial Disclosures, 2017; Directive (EU) 2022/2464;
Directive (EU) 2024/1760; Regulation (EU) 2020/852.
(37) TCC Art. 560 regulates limitation periods for liability actions;
record retention is particularly important where ESG-related damage emerges
after the relevant reporting period.
(38) TCC Arts. 195-209 regulate corporate groups and the dependency
report regime, which is relevant to group policies and parent-company
instructions.
Kaynakça / Bibliography
A. Kanunlar, Kararnameler ve İkincil Düzenlemeler
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, RG 14.02.2011, S. 27846.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, RG 30.12.2012, S. 28513.
2872 sayılı Çevre Kanunu, RG 11.08.1983, S. 18132.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, RG 30.06.2012, S. 28339.
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, RG 07.04.2016, S.
29677.
7552 sayılı İklim Kanunu, RG 09.07.2025, S. 32951.
660 sayılı Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun
Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK, RG 02.11.2011, S. 28103.
85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, RG 29.10.2021, S. 31643.
Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği, RG 29.07.2022, S. 31907.
Sıfır Atık Yönetmeliği, RG 12.07.2019, S. 30829.
Atık Yönetimi Yönetmeliği, RG 02.04.2015, S. 29314.
Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik, RG 17.05.2014, S.
29003.
Sera Gazı Emisyonlarının İzlenmesi ve Raporlanması Hakkında Tebliğ, RG 22.07.2014,
S. 29068.
Sera Gazı Emisyon Raporlarının Doğrulanması ve Doğrulayıcı Kuruluşların
Akreditasyonu Tebliği, RG 02.12.2017, S. 30258.
Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporunun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi
Hakkında Yönetmelik, RG 28.08.2012, S. 28395.
SPK Kurumsal Yönetim Tebliği (II-17.1), RG 03.01.2014, S. 28871.
SPK Kurumsal Yönetim Tebliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ
(II-17.1.a), RG 02.10.2020, S. 31262.
SPK Yeşil Borçlanma Aracı, Sürdürülebilir Borçlanma Aracı, Yeşil Kira
Sertifikası ve Sürdürülebilir Kira Sertifikası Rehberi, Kurul Kararı,
24.02.2022.
KGK Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartlarının Belirlenmesine
İlişkin Kurul Kararı, RG 29.12.2023, 1. Mükerrer, S. 32414.
KGK TSRS Uygulama Kapsamına İlişkin Kurul Kararı ve 13.01.2026 tarihli
eşik güncellemesi, RG 16.01.2026, S. 33139.
B. Uluslararası Metinler ve Standartlar
Paris Agreement, 2015; Türkiye bakımından 7335 sayılı Paris
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun, RG 07.10.2021, S.
31621.
United Nations, Guiding Principles on Business and Human Rights:
Implementing the United Nations Protect, Respect and Remedy Framework, New York
and Geneva, 2011.
OECD, G20/OECD Principles of Corporate Governance 2023, OECD
Publishing, Paris, 2023.
OECD, Guidelines for Multinational Enterprises on Responsible Business
Conduct, OECD Publishing, Paris, 2023.
IFRS Foundation, IFRS S1 General Requirements for Disclosure of
Sustainability-related Financial Information, London, 2023.
IFRS Foundation, IFRS S2 Climate-related Disclosures, London, 2023.
Task Force on Climate-related Financial Disclosures, Final Report:
Recommendations of the Task Force on Climate-related Financial Disclosures,
2017.
Directive (EU) 2022/2464 on corporate sustainability reporting.
Directive (EU) 2024/1760 on corporate sustainability due diligence.
Regulation (EU) 2020/852 on the establishment of a framework to
facilitate sustainable investment.
C. Doktrin ve Akademik Kaynaklar
Akdağ Güney, Necla, Anonim Şirket Yönetim Kurulu, Vedat Kitapçılık,
İstanbul, 2016.
Bahtiyar, Mehmet, Ortaklıklar Hukuku, Beta, İstanbul, güncel bası.
Çamoğlu, Ersin, Anonim Ortaklık Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki
Sorumluluğu, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, Ankara, 2010.
Kendigelen, Abuzer, Türk Ticaret Kanunu: Değişiklikler, Yenilikler ve
İlk Tespitler, On İki Levha, İstanbul, 2016.
Kırca, İsmail / Şehirali Çelik, Feyzan Hayal / Manavgat, Çağlar, Anonim
Şirketler Hukuku, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, Ankara, ilgili
ciltler.
Poroy, Reha / Tekinalp, Ünal / Çamoğlu, Ersin, Ortaklıklar Hukuku I,
Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2021.
Pulaşlı, Hasan, Şirketler Hukuku Şerhi, Adalet Yayınevi, Ankara, güncel
bası.
Tekinalp, Ünal, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, Vedat Kitapçılık,
İstanbul, 2020.
Kraakman, Reinier et al., The Anatomy of Corporate Law: A Comparative
and Functional Approach, Oxford University Press, Oxford, 2017.
Richardson, Benjamin J., Fiduciary Law and Responsible Investing: In
Nature’s Trust, Routledge, London, 2013.
Ruggie, John Gerard, Just Business: Multinational Corporations and
Human Rights, W. W. Norton, New York, 2013.
Sjåfjell, Beate / Bruner, Christopher M. (eds.), The Cambridge Handbook
of Corporate Law, Corporate Governance and Sustainability, Cambridge University
Press, Cambridge, 2019.
Williams, Cynthia A. / Conley, John M., An Emerging Third Way? The
Erosion of the Anglo-American Shareholder Value Construct, Cornell
International Law Journal, Vol. 38, 2005.
Eccles, Robert G. / Ioannou, Ioannis / Serafeim, George, The Impact of Corporate
Sustainability on Organizational Processes and Performance, Management Science,
Vol. 60, No. 11, 2014.
Bebchuk, Lucian A. / Tallarita, Roberto, The Illusory Promise of
Stakeholder Governance, Cornell Law Review, Vol. 106, 2020.
Gordon, Jeffrey N., Systematic Stewardship, Journal of Corporation Law,
Vol. 47, 2022.
Armour, John / Awrey, Dan / Davies, Paul / Enriques, Luca / Gordon,
Jeffrey N. / Mayer, Colin / Payne, Jennifer, Principles of Financial
Regulation, Oxford University Press, Oxford, 2016.
Coffee, John C., Gatekeepers: The Professions and Corporate Governance,
Oxford University Press, Oxford, 2006.
Davies, Paul L. / Worthington, Sarah, Gower Principles of Modern
Company Law, Sweet & Maxwell, London, güncel bası.
Hopt, Klaus J., Comparative Corporate Governance: The State of the Art
and International Regulation, American Journal of Comparative Law, Vol. 59,
2011.
Ho, Virginia Harper, Modernizing ESG Disclosure, University of
Pennsylvania Journal of Business Law, Vol. 21, 2019.
Keay, Andrew, The Corporate Objective, Edward Elgar Publishing,
Cheltenham, 2011.
Mayer, Colin, Prosperity: Better Business Makes the Greater Good,
Oxford University Press, Oxford, 2018.
McBarnet, Doreen / Voiculescu, Aurora / Campbell, Tom (eds.), The New
Corporate Accountability: Corporate Social Responsibility and the Law,
Cambridge University Press, Cambridge, 2007.
Parkinson, John E., Corporate Power and Responsibility: Issues in the
Theory of Company Law, Oxford University Press, Oxford, 1993.
Sjåfjell, Beate / Richardson, Benjamin J. (eds.), Company Law and
Sustainability: Legal Barriers and Opportunities, Cambridge University Press,
Cambridge, 2015.
Dallas, Lynne L., Short-Termism, the Financial Crisis, and Corporate
Governance, Journal of Corporation Law, Vol. 37, 2012.
0 Yorumlar