TTK m. 553 Kapsamında Yönetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğu: ESG (Çevresel, Sosyal, Yönetişimsel) Taahhütlerinin İhlali ve Şirket Liderlerinin Hukuki Riski Liability of Board Members under Article 553 of the Turkish Commercial Code: Breach of ESG Commitments and the Legal Risk of Corporate Leaders

 


Av. Muhammed Sefa ÇAKIRBAY

Öz

Bu çalışma, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin ESG taahhütlerinin ihlali karşısındaki hukuki riskini 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 553. maddesi merkezinde incelemektedir. ESG taahhütleri artık yalnızca kurumsal iletişim veya gönüllü sosyal sorumluluk alanına ait beyanlar değildir. Özellikle TSRS rejimi, sermaye piyasası açıklamaları, yeşil finansman belgeleri, tedarik zinciri sözleşmeleri, çevre ve iklim mevzuatı ile iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri birlikte değerlendirildiğinde ESG, yönetim kurulunun strateji, gözetim, risk yönetimi, raporlama ve iç kontrol fonksiyonlarına bağlanan çok katmanlı bir hukuki kategoriye dönüşmektedir. Makalede, ESG hedeflerinin gerçekleşmemesinin tek başına otomatik yönetici sorumluluğu doğurmayacağı; buna karşılık ölçülebilir, açıklanmış, finansman veya raporlama sistemine bağlanmış bir taahhüdün veri, bütçe, yetki, doğrulama ve düzeltici aksiyon düzeni kurulmadan benimsenmesinin TTK m. 553 anlamında kusurlu yükümlülük ihlali tartışması yaratabileceği savunulmaktadır. İnceleme, içtihat analizine girmeksizin kanunlar, kararnameler, tebliğler, yönetmelikler, uluslararası metinler ve doktrin üzerinden yürütülmüştür.

Anahtar Kelimeler: TTK m. 553, yönetim kurulu sorumluluğu, ESG, sürdürülebilirlik raporlaması, TSRS, yeşil aklama, İklim Kanunu.

Abstract

This article examines the civil liability exposure of board members in Turkish joint-stock companies for breaches of ESG commitments, with particular emphasis on Article 553 of the Turkish Commercial Code. ESG commitments are no longer confined to corporate communications or voluntary social responsibility. When the Turkish Sustainability Reporting Standards, capital markets disclosure rules, green finance documentation, supply-chain undertakings, environmental and climate legislation, and occupational health and safety duties are assessed together, ESG becomes a multi-layered legal category connected to the board's functions of strategy, oversight, risk management, reporting and internal control. The article argues that failure to meet an ESG target does not automatically create managerial liability. Yet a measurable, disclosed and financially or contractually embedded commitment may raise issues under Article 553 if adopted without a reliable system for data, budget, authority, verification and corrective action. The analysis is based on legislation, secondary regulations, international instruments and doctrine, without relying on case law.

Keywords: Article 553 TCC, board liability, ESG, sustainability reporting, TSRS, greenwashing, Climate Law.


I. Giriş: ESG Taahhüdünün Yönetici Sorumluluğu Hukukuna Girişi

ESG kavramı, Türk şirketler hukuku bakımından uzun süre kurumsal sosyal sorumluluk, yatırımcı ilişkileri, marka değeri ve itibar yönetimi çevresinde ele alınmıştır. Ancak güncel düzenleyici mimari, ESG'yi şirket dışı bir iletişim söylemi olmaktan çıkararak yönetim kurulunun özen, sadakat, gözetim, raporlama ve risk yönetimi yükümlülükleriyle kesişen bağımsız bir hukuki risk alanına dönüştürmüştür. Bu dönüşümün merkezinde, yönetim kurulu üyelerinin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal etmeleri hâlinde doğan sorumluluğu düzenleyen TTK m. 553 yer alır (1).

TTK m. 553'ün ESG bakımından önemi, hükmün yalnızca klasik malvarlığı zararları, usulsüz işlemler veya sermayenin korunması başlıklarıyla sınırlı olmayışından kaynaklanır. Kanun koyucu, yönetim organının sorumluluğunu belirli tipik olaylarla kapalı biçimde saymamış; yükümlülük, kusur, zarar ve illiyet bağı unsurlarına dayanan genel bir sorumluluk rejimi kurmuştur. Bu nedenle ESG taahhütlerinin ihlali de, ancak somut olayda hukuki bir yükümlülüğe bağlanabildiği ve bu yükümlülüğün kusurlu biçimde ihlal edildiği gösterilebildiği ölçüde yönetici sorumluluğuna konu olabilir.

Bu noktada iki uç yaklaşımın da isabetli olmadığı belirtilmelidir. Birinci uç yaklaşım, her ESG hedefinin gerçekleşmemesini yönetim kurulunun sorumluluğu için yeterli sayar. Oysa piyasa koşulları, düzenleyici değişiklikler, teknoloji maliyetleri, tedarik zinciri krizleri ve makroekonomik dalgalanmalar dikkate alındığında bir hedefin tutmaması tek başına kusuru göstermez. İkinci uç yaklaşım ise ESG'nin bütünüyle gönüllü olduğunu ve hukuki sorumluluk doğurmayacağını varsayar. Bu görüş de artık özellikle halka açık şirketler, sürdürülebilirlik raporlamasına tabi işletmeler, yeşil finansman kullanan şirketler ve ihracat tedarik zincirine bağlı üreticiler bakımından gerçekçi değildir.

Doğru yöntem, ESG taahhüdünü soyut bir iyi niyet beyanı olarak değil, kaynağı, bağlamı, açıklama kanalı, ölçülebilirliği ve ekonomik etkisi üzerinden değerlendirmektir. Bir şirketin faaliyet raporunda belirli yılda emisyon azaltım oranı açıklaması, sürdürülebilirlik bağlantılı kredi sözleşmesinde KPI taahhüdü vermesi, tedarikçi davranış kodunda insan hakları standardı kabul etmesi veya TSRS raporunda iklim riskinin finansal etkisini beyan etmesi aynı hukuki yoğunluğa sahip değildir; fakat tamamı yönetim kurulunun bilgiye dayalı süreç kurma ve açıklama tutarlılığını sağlama göreviyle ilişkilidir (2).

II. Tarihsel Arka Plan: Kurumsal Sosyal Sorumluluktan Raporlanabilir ESG Riskine

Kurumsal sorumluluk düşüncesinin tarihsel gelişimi, şirketlerin yalnızca pay sahiplerine kâr sağlama aracı olup olmadığına ilişkin tartışmalarla başlamıştır. Klasik dönemde şirket yöneticilerinin temel görevi, şirket menfaatinin malvarlığı merkezli korunması ve kâr elde edilmesi olarak görülmüştür. Kurumsal sosyal sorumluluk ise bu anlayışa eklenen, çoğu zaman gönüllü nitelikte ve itibar odaklı bir faaliyet alanı olarak belirginleşmiştir. Bağış, sponsorluk, çevre duyarlılığı kampanyaları veya çalışan memnuniyeti projeleri bu dönemin tipik araçlarıdır.

ESG ise bu tarihsel zeminden ayrılarak çevresel, sosyal ve yönetişimsel faktörleri yatırım ve finansman kararlarıyla ilişkilendiren daha teknik bir kategori meydana getirmiştir. Bu dönüşümde iklim değişikliği riskinin ekonomik değerlemeye etkisi, tedarik zinciri insan hakları standartları, veri odaklı raporlama rejimleri, kurumsal yönetim ilkeleri ve sürdürülebilir finansman araçları belirleyici olmuştur. Böylece şirketin çevresel ve sosyal etkileri, yalnızca etik bir mesele olmaktan çıkmış; sermaye maliyetini, sigorta maliyetini, kredi koşullarını, pazar erişimini ve regülasyon uyumunu etkileyen finansal faktörlere dönüşmüştür (3).

Türk hukuku bakımından 6102 sayılı TTK, ESG kavramını doğrudan kullanmamış; buna karşılık kurumsal yönetim, bağımsız denetim, riskin erken saptanması, yıllık faaliyet raporu, finansal raporlama ve şeffaflık alanlarında modernleşme yaratmıştır. Bu modernleşme, ESG taahhütlerinin yönetim kurulu sorumluluğu alanına girebilmesi için gerekli kurumsal zemini hazırlamıştır. Özellikle TTK m. 375'teki devredilemez görevler, TTK m. 378'deki riskin erken saptanması komitesi ve TTK m. 514 ile 516'daki faaliyet raporu hükümleri, şirketin risk ve açıklama sisteminin yönetim organı düzeyinde ele alınmasını gerektirir (4).

Türkiye'de 2021'de Paris Anlaşması'nın onaylanması, 2023 sonunda Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları'nın yayımlanması, 2024'te güvence denetimi tartışmalarının kurumsallaşması, 2025'te İklim Kanunu'nun yürürlüğe girmesi ve 2026'da TSRS eşiklerinin güncellenmesi, sürdürülebilirlik hukukunun giderek raporlanabilir ve doğrulanabilir bir alana dönüştüğünü göstermektedir. Bu gelişme, ESG beyanlarını yöneticilerin kişisel sorumluluğundan bağımsız bir itibar alanı olmaktan çıkarmakta; yönetim kurulunun süreç tasarımı ve gözetim kapasitesiyle bağlantılı hâle getirmektedir (5).

III. Normatif Çerçeve: Türk Hukukunda ESG Yükümlülüklerinin Kaynakları

Türk hukukunda ESG yükümlülükleri tek bir kanunda toplanmış değildir. Çevresel yükümlülükler Çevre Kanunu, ÇED Yönetmeliği, Sıfır Atık Yönetmeliği, Atık Yönetimi Yönetmeliği, sera gazı izleme ve raporlama düzenlemeleri ile İklim Kanunu'nda; sosyal yükümlülükler iş hukuku, iş sağlığı ve güvenliği, kişisel veri, ayrımcılık yasağı ve tedarik zinciri sorumluluklarında; yönetişim yükümlülükleri ise TTK, Sermaye Piyasası Kanunu, SPK tebliğleri, KGK standartları ve şirket iç düzenlemelerinde dağınık biçimde yer almaktadır (6).

Bu dağınık yapı, TTK m. 553 bakımından iki aşamalı bir değerlendirme gerektirir. İlk aşamada, ESG taahhüdünün dayandığı normatif veya sözleşmesel kaynak belirlenmelidir. İkinci aşamada ise bu kaynağın yönetim kurulu üyesi bakımından hangi somut davranış yükümlülüğünü doğurduğu saptanmalıdır. Örneğin ÇED olumlu kararına bağlı çevresel izleme yükümlülüğü ile faaliyet raporundaki sürdürülebilirlik beyanı aynı hukuki nitelikte değildir; ancak her ikisi de gerçeğe uygun veri ve iç kontrol sistemi gerektirebilir.

Sermaye piyasası hukuku, ESG'nin yatırımcı kararına etkisi nedeniyle özel önem taşır. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun finansal raporlama, kamuyu aydınlatma ve piyasa bütünlüğüne ilişkin hükümleri, halka açık şirketlerde sürdürülebilirlik açıklamalarının doğruluğu ve tutarlılığı ile birleşir. SPK Kurumsal Yönetim Tebliği ve Sürdürülebilirlik İlkeleri Uyum Çerçevesi, sürdürülebilirlik beyanlarını sistematik bir açıklama alanı hâline getirmiştir. Uyum/uyumsuzluk açıklaması tek başına her ESG hedefini zorunlu kılmaz; fakat açıklamanın tutarlılığı ve gerçeğe uygunluğu yönetim kurulunun gözetim alanındadır (7).

TSRS rejimi, sürdürülebilirlik bilgisini finansal raporlama disiplinine yaklaştıran en önemli gelişmedir. TSRS 1, sürdürülebilirlikle ilgili finansal bilgilerin açıklanmasına ilişkin genel hükümleri; TSRS 2 ise iklimle ilgili açıklamaları düzenler. Bu standartlarda önemli olan, şirketin yalnızca 'iyi niyetli' hedefler belirlemesi değil, sürdürülebilirlik risk ve fırsatlarının nakit akışları, finansmana erişim ve sermaye maliyeti üzerindeki etkilerini makul ve desteklenebilir bilgiyle açıklamasıdır (8).

İklim Kanunu ise Türkiye'nin net sıfır emisyon ve yeşil büyüme hedefleri etrafında yeni bir düzenleme çerçevesi kurmuştur. Kanun, emisyon ticaret sistemi, karbon piyasası, Türkiye Yeşil Taksonomisi, sınırda karbon düzenleme mekanizması, iklim finansmanı ve planlama araçları bakımından şirketlerin strateji ve risk yönetimine doğrudan yansıyabilecek hükümler içermektedir. Yönetim kurulu bakımından asıl mesele, bu hükümlerin yürürlüğe girmesiyle karbon maliyetini, gömülü emisyon raporlamasını, finansman şartlarını ve yatırım kararlarını yönetim gündemine almaktır (9).

Tablo 1: ESG Taahhüdünün Kaynağı ve TTK m. 553 Bağlantısı

Kaynak

Tipik örnek

Hukuki yoğunluk

TTK m. 553 bakımından sorun

Kanun ve ikincil mevzuat

ÇED, atık, sera gazı izleme, İSG, KVKK, İklim Kanunu

Yüksek

Kanundan doğan yükümlülüğün kusurlu ihlali

Sermaye piyasası açıklaması

Faaliyet raporu, KAP açıklaması, izahname, sürdürülebilirlik uyum beyanı

Yüksek/orta

Eksik, çelişkili veya yanıltıcı açıklama nedeniyle zarar

TSRS raporu

TSRS 1/2 kapsamındaki sürdürülebilirlik ve iklim açıklamaları

Yüksek

Veri, kontrol, metodoloji ve güvence eksikliği

Finansman belgesi

Yeşil tahvil, sürdürülebilir kira sertifikası, sürdürülebilirlik bağlantılı kredi

Orta/yüksek

KPI ihlali, temerrüt, yanlış fon kullanımı, açıklama sorunu

Gönüllü politika

Net sıfır yol haritası, etik kod, tedarikçi davranış kuralı

Bağlama göre

Benimsenen politikanın uygulama ve açıklama tutarlılığı

 

IV. TTK m. 553 Sorumluluğunun Unsurları ve ESG’ye Uygulanması

TTK m. 553 sorumluluğu ESG bağlamında uygulanırken dört unsur ayrı ayrı incelenmelidir: yükümlülük ihlali, kusur, zarar ve uygun illiyet bağı. Bu unsurların birlikte varlığı gösterilmeden yönetim kurulu üyesinin kişisel sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. ESG gibi çok aktörlü ve teknik bir alanda bu ayrım özellikle önemlidir; çünkü şirket içindeki sürdürülebilirlik birimi, finans departmanı, hukuk müşavirliği, bağımsız denetçi, danışman, tedarikçi ve icra yönetimi farklı veri ve karar katmanlarında rol oynar.

Yükümlülük ihlali, ESG taahhüdünün kaynaklandığı hukuki zeminin belirlenmesiyle ortaya çıkar. Taahhüt doğrudan kanuna, yönetmeliğe, tebliğe veya standart kapsamına dayanıyorsa değerlendirme nispeten kolaydır. Örneğin çevre izni alınmadan üretime devam edilmesi, iş sağlığı ve güvenliği organizasyonunun kurulmamış olması veya TSRS kapsamındaki açıklama yükümlülüğünün güvenilir veri olmaksızın yerine getirilmesi, kanuni veya ikincil düzenleme kaynaklı yükümlülük ihlali tartışması yaratabilir (10).

Kusur unsuru bakımından ESG sorumluluğunun merkezi, hedefin yanlış çıkmasından ziyade sürecin kusurlu kurulmasıdır. Yönetim kurulunun her teknik veriyi bizzat üretmesi beklenmez; ancak yeterli organizasyon, veri akışı, iç kontrol, komite çalışması, raporlama takvimi ve düzeltici aksiyon mekanizması kurması beklenir. Şirket, kapsam 1 ve kapsam 2 emisyonlarını ölçebilecek sistem kurmadan belirli tarihe kadar azaltım taahhüdü açıklıyor; bu taahhüt finansmana veya yatırımcı iletişimine bağlanıyor; fakat yönetim kurulu bütçe ve sorumluluk tahsisi yapmıyorsa kusur tartışması hedefin iddiasından değil, yönetim sürecinin yetersizliğinden doğar.

Zarar unsuru, ESG ihlalinin somut ekonomik sonucunu gerektirir. Bu zarar idari para cezası, sözleşmesel cezai şart, finansman maliyetindeki artış, yeşil tahvil gelirlerinin kullanımına ilişkin temerrüt, tedarik sözleşmesinin feshi, sigorta priminde artış, yatırımcı güven kaybı nedeniyle şirket değerinde azalma veya düzeltme maliyeti şeklinde ortaya çıkabilir. Bununla birlikte, sorumluluk hukukunda zarar spekülatif olmamalı ve hesaplanabilir ekonomik sonuç hâlinde gösterilmelidir.

Uygun illiyet bağı, ESG alanında en güç unsurlardan biridir. İklim riski, piyasa fiyatları, karbon maliyeti, enerji krizi veya tedarik zinciri kesintileri gibi dış etkenler çoğu zaman şirket zararına katkıda bulunur. Bu nedenle yönetim kurulu ancak kendi kusurlu süreç eksikliği ile zarar arasında makul ve hukuken anlamlı bağlantı kurulabildiğinde sorumluluk riski taşır. Öngörülebilir bir düzenleyici riskin hiç izlenmemesi, raporlama yükümlülüğünün veri sistemsizliği nedeniyle yanlış yerine getirilmesi veya yatırımcıya gerçek dışı güvence verilmesi illiyet değerlendirmesini güçlendirebilir.

TTK m. 557'deki farklılaştırılmış teselsül, ESG sorumluluğunda özel değer taşır. Yönetim kurulunun tamamı aynı bilgiye, aynı komite görevine, aynı icrai yetkiye veya aynı uzmanlığa sahip olmayabilir. Bu nedenle sorumluluk değerlendirmesinde görev dağılımı, murahhas üye yapısı, komite tutanakları, uzman görüşüne dayanma, muhalefet şerhi, gözetim sıklığı ve düzeltici aksiyona katkı ayrı ayrı ele alınmalıdır (11).

V. Yönetim Kurulunun Devredilemez Görevleri, Yetki Devri ve ESG Gözetimi

ESG risklerinin şirket organizasyonu içinde birçok birime dağılması, yönetim kurulunun sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; fakat sorumluluğun kapsamını süreç ve gözetim düzeyinde belirler. TTK m. 367, yönetimin esas sözleşmeye konulacak hüküm ve iç yönergeyle devrine imkân tanır. Buna karşılık TTK m. 375, üst düzey yönetim, organizasyonun belirlenmesi, muhasebe ve finansal planlama için gerekli düzenin kurulması ve yönetimle görevli kişilerin gözetimi gibi çekirdek görevleri devredilemez sayar. ESG riskleri tam da bu çekirdek alanlarla kesişir (12).

Yönetim kurulu, ESG komitesi, sürdürülebilirlik departmanı veya dış danışman görevlendirebilir. Hatta büyük ölçekli şirketlerde bu yapıların kurulması makul özenin gereği olabilir. Ancak yetki devri, kurulun stratejik gözetim sorumluluğunu sona erdirmez. Kurul; ESG taahhütlerinin envanterini, taahhütlerin hukuki yoğunluğunu, veri kaynaklarını, raporlama takvimini, bütçe ihtiyacını, sorumlu yöneticileri ve sapma hâlindeki düzeltici aksiyonları izlemelidir.

ESG bağlamında yönetim kurulunun devredilemez görevleri üç pratik soruda somutlaşır. Birincisi, şirketin hangi ESG riskleri ve taahhütleri bulunduğu yönetim düzeyinde bilinmekte midir? İkincisi, bu taahhütlerin finansal ve hukuki etkileri düzenli olarak izlenmekte midir? Üçüncüsü, kamuya açıklanan veya sözleşmeye bağlanan beyanlar güvenilir veri ve iç kontrol sistemiyle desteklenmekte midir? Bu üç soruya belgeye dayalı cevap verilememesi, TTK m. 369 ve m. 553 bakımından savunma zeminini zayıflatır.

Riskin erken saptanması komitesinin rolü de bu çerçevede geniş yorumlanmalıdır. ESG riskleri yalnızca çevre departmanı konusu değildir; sermaye maliyeti, pazar erişimi, tedarik kesintisi, iş kazası, insan hakları ihlali, veri koruma, yaptırım riski ve düzenleyici uyum bakımından şirketin varlığını veya gelişimini etkileyebilecek riskler arasında yer alabilir. Bu nedenle komite raporlarının ESG risklerini finansal risk haritasına bağlaması, yönetim kurulu sorumluluğu bakımından güçlü bir kurumsal savunma aracıdır.

VI. ESG Taahhütlerinin Hukuki Niteliği: Gönüllü Beyan, Sözleşme, Raporlama ve Kamuyu Aydınlatma

ESG taahhütleri tek tip değildir. Bunları hukuki yoğunluklarına göre beş gruba ayırmak mümkündür. Birinci grup, doğrudan mevzuattan doğan yükümlülüklerdir. Çevre, iklim, iş sağlığı ve güvenliği, kişisel veri, sermaye piyasası ve raporlama yükümlülükleri bu gruptadır. Bu alanda yönetim kurulu, mevzuata uyumu sağlayacak organizasyonu kurmak ve önemli uyum risklerini izlemekle yükümlüdür.

İkinci grup, kamuyu aydınlatma ve sermaye piyasası belgelerinden doğan taahhütlerdir. Halka açık şirketler bakımından faaliyet raporu, izahname, yatırımcı sunumu, KAP açıklaması ve sürdürülebilirlik uyum beyanları yatırımcı kararını etkileyebilir. Bu belgelerdeki ESG ifadeleri genel, ölçülemez ve temenni niteliğindeyse sorumluluk riski daha düşük olabilir. Buna karşılık somut tarih, yüzde, kapsam, metrik veya finansal etki içeren açıklamalar hukuki yoğunluğu artırır.

Üçüncü grup, finansman dokümanlarından doğan taahhütlerdir. Yeşil tahvil, sürdürülebilir borçlanma aracı, yeşil kira sertifikası, sürdürülebilir kira sertifikası veya sürdürülebilirlik bağlantılı kredi yapılarında şirket; fon kullanımını, performans göstergelerini, raporlamayı ve doğrulamayı belirli kurallara bağlayabilir. Bu belgelerdeki ESG göstergelerinin izlenmemesi, yalnızca sözleşmesel temerrüt değil, yönetim kurulunun finansman stratejisi ve açıklama gözetimi bakımından sorumluluk riski doğurabilir (13).

Dördüncü grup, tedarik zinciri ve insan hakları taahhütleridir. İhracat yapan veya çok uluslu şirketlere tedarik sağlayan işletmeler bakımından alıcı davranış kodları, karbon ayak izi şartları, iş güvenliği standartları, zorla çalıştırma ve çocuk işçiliği yasakları sözleşmesel hüküm hâline gelebilir. Yönetim kurulunun bu taahhütleri satın alma departmanının teknik şartı olarak değil, pazar erişimi ve gelir sürekliliği riski olarak görmesi gerekir (14).

Beşinci grup, gönüllü politika ve etik beyanlardır. Net sıfır yol haritası, çeşitlilik politikası, etik kod, tedarikçi davranış kuralları ve sürdürülebilirlik vizyon metinleri her zaman doğrudan dava edilebilir borç yaratmaz. Ancak bu metinler yıllık rapora, yatırımcı sunumuna, finansman dokümanına veya üst yönetim ücretlendirmesine bağlandığında hukuki önem kazanır. Yönetim kurulu, gönüllü beyanların fiili kapasite, veri ve bütçeyle uyumunu gözetmelidir.

Tablo 2: ESG Taahhütlerinde Hukuki Yoğunluğu Artıran Göstergeler

Gösterge

Risk anlamı

Yönetim kurulu için önerilen belge

Somut tarih ve oran

Beyan artık temenni değil ölçülebilir hedef niteliği kazanır.

Hedef kartı, metodoloji notu, bütçe kararı

Finansman sözleşmesine bağlantı

KPI ihlali temerrüt veya marj artışı doğurabilir.

Sözleşme matrisi, covenant takip tablosu

KAP/faaliyet raporu açıklaması

Yatırımcı kararını etkileyen açıklama riski doğar.

Açıklama kontrol listesi, hukuk uygunluk görüşü

Bağımsız güvence ihtiyacı

Veri ve metodoloji hatası güvenilirlik sorunu yaratır.

Güvence planı, veri sahibi listesi

Tedarik zinciri şartı

Pazar erişimi ve sözleşme devamlılığı etkilenir.

Tedarikçi denetim planı, yaptırım maddeleri

 

VII. Raporlama, Veri Yönetişimi ve Yeşil Aklama Riski

ESG sorumluluğunun merkezinde veri bulunur. Sürdürülebilirlik taahhütleri çoğu zaman hukuki metinlerden ziyade faaliyet raporlarında, sürdürülebilirlik raporlarında, yatırımcı sunumlarında, web metinlerinde ve performans tablolarında görünür hâle gelir. Yönetim kurulunun görevi bu verileri bizzat üretmek değildir; ancak hangi verinin kim tarafından, hangi metodolojiyle, hangi kontrol ortamında ve hangi onay süreciyle üretildiğini gösteren güvenilir bir veri yönetişimi düzeni kurmaktır.

TSRS yaklaşımı, sürdürülebilirlik bilgisini finansal bilgiyle aynı karar yararlılığı mantığına yaklaştırır. Bu sebeple karbon emisyonu, enerji tüketimi, su kullanımı, iş kazası sıklık oranı, çalışan devir hızı, tedarikçi denetim oranı veya etik ihlal bildirimleri gibi göstergeler yalnızca sosyal performans istatistiği olarak değil, şirketin finansal görünümüne ve risk profiline etki eden bilgiler olarak ele alınmalıdır. Hatalı veya seçici veri, yanıltıcı açıklama riskini doğurur (15).

Yeşil aklama, ESG'nin hukuki riske dönüştüğü en belirgin alandır. Şirketin çevresel performansını olduğundan daha olumlu göstermesi, kapsam dışı bırakılan emisyonları açıklamaması, belirsiz kavramları ölçülebilir gerçeklik gibi sunması, hedefleri veriyle desteklememesi veya olumsuz sonuçları seçici biçimde dışarıda bırakması yeşil aklama riskini doğurabilir. Bu risk yalnızca reklam hukuku veya tüketici hukuku bakımından değil, sermaye piyasası açıklamaları, finansman belgeleri, sözleşmesel taahhütler ve TTK m. 553 bakımından da değerlendirilmelidir.

Yönetim kurulu, yeşil aklama riskini azaltmak için dört filtre kullanmalıdır: doğruluk, tamamlık, karşılaştırılabilirlik ve güncellik. Doğruluk, açıklamanın veriyle desteklenmesini; tamamlık, önemli olumsuz bilgilerin saklanmamasını; karşılaştırılabilirlik, kullanılan metodolojinin dönemler arasında tutarlı olmasını; güncellik ise önemli değişikliklerde açıklamanın revize edilmesini ifade eder. Bu filtrelerin şirket iç yönergesine ve açıklama onay sürecine yazılması, sorumluluk hukukunda güçlü bir süreç savunması sağlar.

Veri yönetişimi aynı zamanda kişisel veri ve insan kaynakları boyutuyla da ele alınmalıdır. Çeşitlilik, ücret eşitliği, iş kazası, taciz/etik bildirimleri ve tedarikçi çalışan verileri gibi sosyal göstergeler çoğu zaman kişisel veri içerir. Bu nedenle ESG raporlaması yapılırken veri minimizasyonu, anonimleştirme, amaçla sınırlılık ve saklama süresi ilkeleri gözetilmelidir. Aksi hâlde şirket bir ESG raporlama yükümlülüğünü yerine getirirken başka bir hukuki uyum riskini doğurabilir.

VIII. ESG, Şirket Menfaati ve İş İnsanı Kararı Standardı

Türk hukukunda iş insanı kararı kuralı, Anglo-Amerikan hukukundaki biçimiyle açık bir kanun normu olarak düzenlenmiş değildir. Bununla birlikte TTK m. 369'daki tedbirli yönetici ölçüsü, yönetim kurulunun ekonomik takdir alanını tamamen ortadan kaldırmaz. Yönetim kurulu, bilgiye dayalı, çıkar çatışmasından arındırılmış, makul gerekçeye bağlanmış ve şirket menfaatine yönelmiş kararlar aldığında, sonucun beklenenden farklı olması tek başına sorumluluk doğurmamalıdır.

ESG alanında bu ilke özellikle önemlidir. Bir enerji verimliliği yatırımı, yenilenebilir enerji tedariki, karbon azaltım teknolojisi, tedarikçi denetim programı veya iş güvenliği yatırımı kısa vadede maliyet artırabilir. Buna karşılık uzun vadede finansman maliyetini düşürebilir, pazar erişimini koruyabilir, sigorta ve ceza risklerini azaltabilir. Yönetim kurulunun şirket menfaatini yalnızca cari dönem kârı ile özdeşleştirmesi, modern risk yönetimi anlayışıyla bağdaşmaz (16).

Bununla birlikte ESG'nin şirket menfaati içinde değerlendirilmesi, yönetim kuruluna sınırsız bir aktivizm yetkisi vermez. Her ESG kararının şirketin faaliyet konusu, risk profili, finansal kapasitesi, pay sahipleriyle ilişkisi, düzenleyici uyum ihtiyacı ve uzun vadeli değer yaratma stratejisiyle bağlantısı kurulmalıdır. Bu bağlantı kurulmadan yapılan pahalı ve ölçülemez girişimler de sorumluluk tartışması yaratabilir.

Bu nedenle yönetim kurulunun savunulabilir pozisyonu, ESG kararlarını ekonomik ve hukuki gerekçeye bağlayan karar dosyası oluşturmaktır. Karar dosyasında risk analizi, alternatifler, maliyet-fayda değerlendirmesi, finansman etkisi, sözleşmesel yükümlülük, açıklama riski, uzman görüşü ve uygulama takvimi bulunmalıdır. Kararın sonucu başarısız olsa dahi süreç güçlü ise TTK m. 553 bakımından kusur iddiası zayıflar.

IX. Uygulama Örnekleri: Hukuki Riskin Doğduğu Tipik Senaryolar

Birinci senaryo, ölçülmemiş emisyon hedefidir. Şirket, faaliyet raporunda 2030 yılına kadar emisyonlarını yüzde kırk azaltacağını açıklamakta; ancak emisyon envanteri kapsamını belirlememekte, üretim tesislerinden güvenilir veri toplamamakta, bütçe ayırmamakta ve yönetim kuruluna periyodik ilerleme raporu sunmamaktadır. Hedefin tutmaması tek başına sorumluluk doğurmaz; fakat açıklamanın veri altyapısı olmadan yapılması, yatırımcı veya finansman tarafında zarar doğmuşsa kusurlu süreç iddiasını güçlendirebilir.

İkinci senaryo, yeşil finansman dokümanı ihlalidir. Şirket yeşil borçlanma aracı ihraç etmekte ve ihraç gelirlerinin belirli çevresel projelerde kullanılacağını taahhüt etmektedir. Fon kullanımını izleyen ayrı muhasebe hesabı, proje uygunluk değerlendirmesi ve raporlama onayı kurulmamışsa, taahhüdün ihlali finansman belgeleri, sermaye piyasası açıklamaları ve yönetim kurulu gözetim görevi bakımından çok katmanlı sonuç doğurur.

Üçüncü senaryo, tedarik zinciri insan hakları riskidir. İhracatçı şirket, ana alıcıyla yaptığı sözleşmede çocuk işçiliği ve zorla çalıştırma yasağına uyacağını, tedarikçilerini denetleyeceğini ve ihlal hâlinde düzeltici aksiyon alacağını kabul eder. Yönetim kurulu bu taahhüdü stratejik risk olarak izlememiş, denetim bütçesi ayırmamış ve kritik tedarikçiler için yaptırım hükümleri kurmamışsa, alıcı sözleşmesinin kaybı ve pazar erişiminin zayıflaması yönetim sorumluluğu tartışmasına bağlanabilir.

Dördüncü senaryo, TSRS raporunda veri tutarsızlığıdır. Şirket TSRS kapsamında iklim riskini finansal raporlama döneminde açıklamakta; ancak faaliyet raporu, yatırımcı sunumu ve sürdürülebilirlik raporunda kullanılan varsayımlar farklıdır. Aynı risk için üç farklı senaryo ve üç farklı mali etki gösterilmesi, açıklama tutarlılığı ve iç kontrol bakımından zayıflık yaratır. Yönetim kurulu, yayımlanan metinlerin birbirini desteklediğini ve farklılıkların makul gerekçeye dayandığını gösterebilmelidir.

Beşinci senaryo, ücretlendirme ve ESG hedefi ilişkisidir. Şirket üst yönetim primlerini sürdürülebilirlik hedeflerine bağlamakta; ancak hedefler dış doğrulamaya, ölçülebilir veriye veya açık metodolojiye dayanmamaktadır. Bu durumda yönetici teşvik sistemi, gerçek performansı değil, raporlanan performansı ödüllendirebilir. Yönetim kurulu, ücretlendirme politikasında çıkar çatışması, doğrulama ve hedef sapması risklerini dikkate almalıdır.

Tablo 3: Yönetim Kurulu İçin ESG Sorumluluk Matrisi

Alan

Özen standardı

Belgelendirme aracı

Sorumluluk riskini azaltan uygulama

Strateji

ESG riskinin şirket menfaatiyle bağlantısını kurma

Strateji raporu, risk haritası

Yıllık ESG gündemi ve karar dosyası

Veri

Güvenilir, tutarlı ve doğrulanabilir veri akışı kurma

Veri sözlüğü, kontrol matrisi

Sorumlu kişi ve onay zinciri belirleme

Açıklama

Yanıltıcı, eksik veya çelişkili beyanlardan kaçınma

KAP/faaliyet raporu kontrol listesi

Hukuk-finans-sürdürülebilirlik ortak onayı

Finansman

ESG covenant ve KPI takibini sağlama

Covenant takip tablosu

Aylık sapma raporu ve erken uyarı sistemi

Tedarik

Kritik tedarikçi risklerini sözleşmeye bağlama

Tedarikçi denetim planı

Sözleşmesel denetim ve fesih hakları

 

X. Uluslararası Standartların Türk Hukukundaki İşlevi

Uluslararası ESG standartları, Türk hukukunda her zaman doğrudan özel hukuk sorumluluğu yaratmaz. Ancak yönetim kurulunun makul özen standardının içeriği belirlenirken teknik referans işlevi görebilir. Paris Anlaşması, TCFD tavsiyeleri, IFRS S1/S2, OECD Kurumsal Yönetim İlkeleri, BM İş Dünyası ve İnsan Hakları Rehber İlkeleri ve Avrupa Birliği sürdürülebilirlik düzenlemeleri, özellikle ihracatçı ve sermaye piyasasına açık şirketlerin risk yönetimi pratiğini etkilemektedir (17).

Bu metinlerin fonksiyonu üç düzeyde ortaya çıkar. İlk olarak, raporlama ve açıklama tekniğine ilişkin metodoloji sağlarlar. İkinci olarak, finansman ve yatırımcı beklentilerini şekillendirirler. Üçüncü olarak, şirketin faaliyette bulunduğu pazarların uyum koşullarını etkilerler. Türkiye'de doğrudan bağlayıcı olmayan bir standart dahi, şirketin sözleşmesine, finansman belgesine veya kamu açıklamasına girdiğinde bağlayıcı sonuç doğurabilir.

Özellikle Avrupa Birliği düzenlemeleri Türk şirketleri için dolaylı etki yaratır. AB pazarına ihracat yapan veya AB merkezli şirketlerin tedarik zincirinde yer alan işletmeler, karbon ayak izi, insan hakları özeni, sürdürülebilirlik verisi ve raporlama beklentileriyle karşılaşır. Bu beklentiler çoğu zaman doğrudan kanuni yükümlülük olarak değil, sözleşme şartı, denetim hakkı, sertifikasyon şartı veya fiyatlama kriteri olarak ortaya çıkar. Yönetim kurulunun bu dolaylı etkiyi stratejik risk olarak izlemesi gerekir.

Uluslararası standartlara atıf yapılırken dikkatli bir hukuk tekniği kullanılmalıdır. Şirket, belirli bir standarda tamamen uyduğunu açıklıyorsa, fiili uyum düzeyini ve kapsam dışı bıraktığı alanları net biçimde belirtmelidir. Aksi hâlde standart ismi, içerik ve veri ile desteklenmeyen bir güvence beyanına dönüşebilir. Bu da yeşil aklama ve yanıltıcı açıklama riskini artırır.

XI. Yönetim Kurulu Savunması: Süreç, Belge ve Kurumsal Hafıza

TTK m. 553 bakımından en güçlü savunma, karar anında makul sürecin kurulmuş olduğunu gösterebilmektir. ESG alanında bu savunma, yalnızca nihai hedefin makul olduğunu söylemekle kurulmaz. Yönetim kurulu, hedefin hangi veriye dayandığını, hangi risklerin tartışıldığını, hangi uzman görüşlerinin alındığını, hangi alternatiflerin değerlendirildiğini, hangi bütçenin ayrıldığını ve hangi izleme mekanizmasının kabul edildiğini belgelemelidir.

Belgelendirme, şekli bir bürokrasi olarak görülmemelidir. Yönetim kurulu tutanakları, komite raporları, risk haritaları, ESG taahhüt envanteri, KPI takip tabloları, veri sorumlusu listeleri, metodoloji notları ve hukuk uygunluk değerlendirmeleri, sonradan doğabilecek sorumluluk iddialarında karar sürecinin kalitesini gösterir. Bu belgelerin yokluğu, kusurun varlığını otomatik olarak ispatlamaz; ancak kurulun makul özen gösterdiğini ortaya koymasını güçleştirir.

Yönetim kurulu üyeleri ayrıca uzman görüşüne dayanma konusunda da dikkatli davranmalıdır. Uzman görüşü almak makul özenin göstergesi olabilir; fakat uzman seçimi, görüşün kapsamı, varsayımlar ve yönetim kurulunun bu görüşü nasıl değerlendirdiği önemlidir. Özellikle emisyon ölçümü, senaryo analizi, TSRS raporlama kapsamı, güvence denetimi ve sürdürülebilir finansman dokümantasyonu gibi teknik alanlarda uzmanlık gereklidir. Bununla birlikte yönetim kurulu, uzman görüşünü eleştirel biçimde değerlendirmeden otomatik onay mercii hâline gelmemelidir.

Muhalefet şerhi ve bilgi talebi de bireysel sorumluluğun belirlenmesinde önem taşır. Bir yönetim kurulu üyesi, veri altyapısı bulunmayan bir ESG hedefinin kamuya açıklanmasına karşı çıkmış, ek bilgi istemiş veya kararın risklerini tutanağa geçirmişse, farklılaştırılmış teselsül değerlendirmesinde bu davranış dikkate alınmalıdır. Bu nedenle ESG kararlarında kurul içi tartışmanın gerçek biçimde kayda geçirilmesi, yalnızca iyi yönetişim değil, kişisel sorumluluk yönetimi aracıdır.

XII. Sorumluluğun Sınırları, Zamanaşımı ve Şirketler Topluluğu

ESG sorumluluğunun genişlemesi, yönetim kurulu üyeleri bakımından sınırsız bir risk alanı yaratmamalıdır. TTK m. 553, yükümlülük ihlali, kusur, zarar ve uygun illiyet bağı şartlarını koruduğu için, her sürdürülebilirlik başarısızlığının kişisel sorumluluğa dönüşmesine izin vermez. Özellikle teknolojik belirsizlik, kamu otoritesinin geciken ikincil düzenlemeleri, makroekonomik şoklar ve tedarik zinciri krizleri, kusur ve illiyet değerlendirmesinde dikkate alınmalıdır.

Zamanaşımı bakımından TTK m. 560 uygulama alanı bulur. ESG kaynaklı zararlar çoğu zaman raporlama döneminden sonra görünür hâle gelir. Örneğin hatalı sürdürülebilirlik açıklaması sebebiyle finansman maliyetindeki artış, yanlış veri nedeniyle güvence raporunda sorun çıkması veya tedarik zinciri ihlali nedeniyle ana alıcı sözleşmesinin feshi belirli bir zaman farkıyla doğabilir. Bu nedenle şirketlerin olay kayıtlarını, açıklama onaylarını, veri setlerini ve düzeltici aksiyon belgelerini uzun süreli kurumsal hafıza içinde saklaması gerekir (18).

Şirketler topluluğu bakımından ESG riski daha karmaşık hâle gelir. Ana şirketin sürdürülebilirlik politikası çoğu zaman bağlı şirketlere, tedarik zincirine ve ortak veri sistemlerine uygulanır. Buna karşılık her bağlı şirketin faaliyet konusu, çevresel izni, iş güvenliği profili, veri altyapısı ve finansman yükümlülüğü farklı olabilir. Topluluk düzeyinde tek bir ESG hedefi açıklanırken bağlı şirketler bakımından ölçüm, bütçe ve uygulama kapasitesi ayrıca değerlendirilmelidir (19).

Ana şirketin grup çapında net sıfır hedefi açıklaması, bağlı şirket yönetim kurullarının kendi şirket menfaatini gözetme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Bağlı şirket yönetim kurulu, grup politikasıyla şirketin finansal kapasitesi, lisans ve izin yükümlülükleri, üretim teknolojisi ve sözleşmesel taahhütleri arasındaki uyumu değerlendirmelidir. Bu değerlendirme yapılmadan grup politikasının otomatik uygulanması, hem bağlı şirketin hem de ilgili yönetim kurulu üyelerinin sorumluluk riskini artırabilir.

Sigorta ve tazminat düzenlemeleri de ESG risk yönetiminin parçasıdır. Yönetici sorumluluk sigortası, çevresel sorumluluk sigortası ve sözleşmesel tazminat hükümleri yönetim kurulu üyelerinin kişisel riskini tamamen ortadan kaldırmasa da riskin finansal etkisini yönetebilir. Ancak sigorta poliçelerinde çevre ihlali, kasıt, idari para cezası, yanlış beyan ve raporlama hatası istisnalarının ayrıca incelenmesi gerekir.

XIII. Uyum Programı, Açıklama Politikası ve Hukuki Kontrol Tasarımı

ESG taahhütlerinin yönetilebilir hâle gelmesi için şirket içinde yazılı bir uyum programı kurulmalıdır. Bu programın ilk adımı taahhüt envanteridir. Şirket; faaliyet raporları, sürdürülebilirlik raporları, KAP açıklamaları, yatırımcı sunumları, finansman sözleşmeleri, tedarikçi kodları, müşteri sözleşmeleri, web metinleri ve yönetim kurulu kararlarında yer alan tüm ESG beyanlarını tek tabloda toplamalıdır. Envanterde taahhüdün kaynağı, sahibi, ölçüm yöntemi, açıklama kanalı, güncelleme tarihi ve hukuki sonucu yer almalıdır.

İkinci adım, açıklama politikasının yeniden tasarlanmasıdır. ESG beyanları pazarlama biriminin tek başına yayımladığı metinler olmamalıdır. Hukuk, finans, sürdürülebilirlik, yatırımcı ilişkileri ve operasyon birimleri ortak onay mekanizması içinde çalışmalıdır. Açıklama öncesi kontrol listesinde beyanın doğruluğu, kapsamı, metodolojisi, destekleyici verisi, önceki açıklamalarla tutarlılığı, güncelleme ihtiyacı ve olası yeşil aklama riski değerlendirilmelidir.

Üçüncü adım, sözleşme kontrolüdür. Yeşil finansman belgeleri, sürdürülebilirlik bağlantılı krediler, tedarikçi davranış kuralları, müşteri satın alma şartnameleri ve birleşme-devralma belgelerinde yer alan ESG hükümleri ayrı bir sözleşmesel risk matrisiyle izlenmelidir. Bu matriste ihlal hâlinde doğacak sonuçlar, bildirim süreleri, düzeltme imkânı, cezai şart, faiz/marj artışı ve fesih hakları yer almalıdır.

Dördüncü adım, yönetim kurulu raporlamasıdır. Yönetim kurulu yılda en az iki kez ESG taahhüt envanterini ve sapma raporlarını incelemelidir. Kritik taahhütler için kırmızı bayrak sistemi kurulmalı; veri eksikliği, bütçe yetersizliği, hedef sapması, düzenleyici değişiklik, finansman covenant riski ve tedarikçi ihlali gibi konular kurul gündemine taşınmalıdır. Bu gündemlerin tutanaklara somut veri ve karar olarak yansıması gerekir.

Beşinci adım, eğitim ve kurumsal kültürdür. ESG sorumluluğu yalnızca sürdürülebilirlik departmanının görevi olarak görülürse sistem çalışmaz. Satın alma, finans, insan kaynakları, üretim, hukuk ve yatırımcı ilişkileri birimleri hangi beyanın şirketi bağlayabileceğini bilmelidir. Özellikle 'karbon nötr', 'sıfır etki', 'tam uyum', 'en yeşil', 'mutlak güvence' gibi güçlü ifadelerin veri ve metodoloji olmadan kullanılmaması gerekir.

Bu uyum programı, yönetim kurulunun sorumluluk riskini ortadan kaldırmaz; ancak TTK m. 369'daki özen yükümlülüğünün ve TTK m. 553 bakımından kusursuzluk savunmasının somutlaştırılmasına hizmet eder. Hukuki kontrolün amacı şirketi sessizleştirmek değil, açıklanabilir, ölçülebilir ve gerektiğinde savunulabilir bir ESG dili kurmaktır.

XIV. Sonuç

ESG taahhütleri, Türk hukukunda artık yalnızca etik, itibar veya pazarlama kategorisi olarak görülemez. TTK m. 553, yönetim kurulu üyelerinin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal etmeleri hâlinde doğan zarardan sorumluluğunu düzenleyen genel norm olarak ESG ihlallerine de uygulanabilir. Ancak bu uygulama otomatik değildir; her somut olayda yükümlülüğün kaynağı, ihlalin içeriği, kusur, zarar ve illiyet bağı ayrı ayrı ortaya konulmalıdır.

Makalenin temel sonucu şudur: ESG hedefinin gerçekleşmemesi tek başına yönetim kurulu sorumluluğu doğurmaz; fakat ölçülebilir, kamuya açıklanmış, finansman veya sözleşme düzenine bağlanmış bir ESG taahhüdünün veri, bütçe, yetki, izleme ve doğrulama sistemi kurulmadan benimsenmesi TTK m. 553 bakımından ciddi risk yaratabilir. Yönetim kurulu için asıl sorumluluk alanı hedefin iddialı olmasından değil, hedefin yönetilemez ve doğrulanamaz biçimde açıklanmasından doğar.

Bu nedenle şirketler için en rasyonel yol, ESG taahhütlerini sınırlamak değil, hukuken savunulabilir hâle getirmektir. Taahhüt envanteri, veri yönetişimi, komite yapısı, raporlama kontrolü, finansman covenant takibi, tedarik zinciri denetimi ve düzeltici aksiyon planı kurulmalıdır. TTK m. 369 ve m. 375 çerçevesinde makul süreç kuran, TTK m. 553 bakımından kusur riskini azaltan ve şirket menfaatini uzun vadeli değer yaratma perspektifiyle koruyan yönetim kurulu, ESG'yi bir tehdit değil, kurumsal dayanıklılık aracı hâline getirebilir.


I. Introduction: ESG Commitments as a Matter of Directors’ Liability

For Turkish corporate law, ESG was once mostly associated with corporate social responsibility, investor relations, brand value and reputation management. The current regulatory environment, however, has transformed ESG from a communications concept into a legal risk field connected with directors' duties of care, loyalty, oversight, reporting and risk management. Article 553 of the Turkish Commercial Code is central to this transformation because it establishes the civil liability of founders, board members, managers and liquidators for damages arising from culpable breaches of duties imposed by law or the articles of association (20).

The relevance of Article 553 is not confined to classical cases such as unlawful asset transfers, capital maintenance violations or defective representation. The provision is a general liability norm built on duty, breach, fault, loss and causation. ESG commitments may therefore fall within its scope only when the commitment can be linked to a legally relevant duty and the breach of that duty can be attributed to the board member with fault. This analytical discipline is essential because ESG is technically complex and frequently involves multiple internal and external actors.

Two extreme positions should be rejected. The first treats every missed ESG target as sufficient for board liability. Such an approach ignores the impact of market conditions, technological uncertainty, regulatory change, energy prices and supply-chain disruptions. The second position assumes that ESG is entirely voluntary and therefore legally irrelevant. That view is no longer persuasive for listed companies, undertakings subject to sustainability reporting, issuers using green finance instruments and manufacturers embedded in international supply chains.

The proper approach is to assess the source, context, disclosure channel, measurability and economic relevance of the ESG commitment. A general sustainability sentence on a website, a quantified emissions target in an annual report, a KPI in a sustainability-linked loan, a human-rights undertaking in a supply contract and a climate risk disclosure under the TSRS do not carry the same legal intensity. Yet all of them may become relevant to the board's duty to create a reliable decision-making, oversight and disclosure process (21).

II. Historical Development: From Corporate Social Responsibility to Reportable ESG Risk

The historical development of corporate responsibility began with the debate over whether corporations are merely vehicles for shareholder profit. In the classical view, directors were expected to protect corporate assets and pursue profit within the limits of law. Corporate social responsibility emerged as a supplementary, largely voluntary and reputation-oriented field involving donations, sponsorships, environmental projects and employee engagement programmes.

ESG departs from this background by translating environmental, social and governance factors into the language of investment, finance and risk management. Climate-related financial risk, supply-chain human rights standards, data-based reporting systems, corporate governance principles and sustainable finance instruments have made ESG economically relevant. Environmental and social impacts now affect capital costs, insurance premiums, credit conditions, market access and regulatory compliance (22).

The Turkish Commercial Code of 2012 did not use the term ESG. Nevertheless, it modernised Turkish company law through corporate governance, independent audit, early risk detection, annual reporting, financial reporting and transparency mechanisms. These mechanisms form the institutional basis for connecting ESG commitments with board liability. In particular, the non-delegable duties of the board, the early risk detection committee and the annual report rules make risk and disclosure systems matters for board-level oversight (23).

Turkey's approval of the Paris Agreement in 2021, the adoption of the Turkish Sustainability Reporting Standards at the end of 2023, the institutionalisation of assurance discussions in 2024, the entry into force of the Climate Law in 2025 and the update of the TSRS thresholds in 2026 demonstrate a clear move towards reportable and verifiable sustainability law. As a result, ESG statements are no longer separate from directors' personal risk; they are increasingly linked to process design and oversight capacity (24).

III. Normative Framework: Sources of ESG Duties under Turkish Law

ESG duties under Turkish law are not consolidated in a single ESG code. Environmental obligations arise under the Environmental Law, the EIA Regulation, waste and zero-waste legislation, greenhouse gas monitoring rules and the Climate Law. Social obligations arise under labour law, occupational health and safety law, personal data law, anti-discrimination norms and supply-chain undertakings. Governance obligations are found in the Turkish Commercial Code, the Capital Markets Law, SPK communiqués, KGK standards and internal corporate rules (25).

This fragmented architecture requires a two-step analysis under Article 553. First, the source of the ESG commitment must be identified. Second, the specific conduct expected from the board member must be determined. An environmental monitoring obligation attached to an EIA decision is not the same as a sustainability statement in an annual report. However, both may require reliable data, internal controls and consistent disclosure.

Capital markets law is particularly important because ESG information may affect investment decisions. The Capital Markets Law, the Corporate Governance Communiqué and the Sustainability Principles Compliance Framework make sustainability disclosures part of a broader disclosure ecosystem. A comply-or-explain framework does not automatically convert every ESG target into a mandatory obligation. Yet once a statement is made, its consistency, accuracy and evidentiary basis fall within the board's oversight function (26).

The TSRS regime is the most significant step in bringing sustainability information closer to financial reporting discipline. TSRS 1 sets out general requirements for disclosure of sustainability-related financial information, while TSRS 2 addresses climate-related disclosures. The core question is not whether the company has good intentions, but whether it discloses the effects of sustainability-related risks and opportunities on cash flows, access to finance and cost of capital using reasonable and supportable information (27).

The Climate Law establishes a new regulatory threshold around Turkey's net-zero and green growth objectives. Its provisions on emissions trading, carbon markets, the Turkish Green Taxonomy, border carbon adjustment, climate finance and planning tools may have direct implications for strategy and risk management. For directors, the key issue is to incorporate carbon cost, embedded emissions reporting, finance conditions and investment planning into board-level oversight (28).

Table 1: Source of ESG Commitment and Connection with Article 553 TCC

Source

Typical example

Legal intensity

Article 553 issue

Legislation and secondary rules

EIA, waste, GHG monitoring, OHS, data protection, Climate Law

High

Culpable breach of a statutory duty

Capital markets disclosure

Annual report, public disclosure, prospectus, sustainability compliance statement

High/medium

Loss caused by incomplete, inconsistent or misleading disclosure

TSRS report

Sustainability and climate disclosures under TSRS 1/2

High

Defective data, controls, methodology or assurance process

Finance documentation

Green bond, sustainable lease certificate, sustainability-linked loan

Medium/high

KPI breach, default, misuse of proceeds or disclosure issue

Voluntary policy

Net-zero roadmap, ethical code, supplier code of conduct

Context-based

Consistency between adopted policy, implementation and disclosure

 

IV. Elements of Article 553 Liability and Their Application to ESG

Article 553 requires a separate assessment of duty, breach, fault, loss and causation. These elements must not be collapsed into a general allegation that the board failed to be sustainable. ESG is a multi-actor field involving sustainability teams, finance departments, legal departments, external consultants, assurance providers, suppliers and executive management. Board liability must therefore be process-based and evidence-based.

The breach element depends on the legal source of the commitment. Where the duty is derived directly from legislation or binding standards, the analysis is clearer. Failure to establish an environmental permit system, occupational health and safety organisation or reliable TSRS reporting process may amount to breach of a statutory or regulatory duty. In contrast, a voluntary net-zero statement requires closer assessment of its context, precision, repetition, reliance and connection to finance or disclosure channels (29).

Fault in ESG cases often concerns defective process rather than an incorrect business outcome. Directors are not expected to produce every technical metric personally. They are expected to establish an adequate organisation, data flow, internal control environment, committee structure, reporting calendar and corrective action mechanism. If a company announces a quantified emissions target without emissions data infrastructure, budget, responsible personnel or periodic board reporting, the fault inquiry should focus on the insufficiency of the governance process.

Loss may take several forms: administrative fines, contractual penalties, increased financing costs, default under green finance documentation, loss of supply contracts, increased insurance premiums, reduction in company value following loss of investor trust or costs of corrective disclosure. Yet loss must be demonstrable and economically assessable. ESG liability cannot rest on reputational discomfort alone.

Causation is often the most difficult element. Climate risk, energy prices, carbon costs, macroeconomic volatility and supply-chain disruptions may all contribute to corporate loss. Directors should face liability only where a legally meaningful link can be shown between their culpable process failure and the alleged damage. Ignoring a foreseeable regulatory risk, issuing unsupported assurance to investors or publishing inconsistent sustainability data may strengthen causation.

Differentiated joint and several liability under Article 557 is particularly relevant. Board members may not have the same access to information, committee role, executive power or technical expertise. Duties, minutes, dissenting opinions, reliance on experts and corrective action should therefore be examined individually (30).

V. Non-Delegable Board Duties, Delegation and ESG Oversight

The fact that ESG risks are spread across many corporate functions does not eliminate board responsibility. It shapes the nature of that responsibility. Article 367 permits delegation of management through provisions in the articles of association and an internal directive. Article 375, however, preserves core non-delegable board functions such as high-level management, organisation, accounting, financial planning and oversight of managers. ESG risks intersect precisely with these core functions (31).

The board may establish an ESG committee, sustainability department or external advisory process. In larger companies, doing so may be part of prudent governance. Delegation does not, however, remove strategic oversight. The board should monitor the inventory of ESG commitments, their legal intensity, data sources, reporting timetable, budget requirements, responsible executives and corrective action mechanisms.

In practical terms, non-delegable ESG oversight can be reduced to three questions. Does the board know the company's material ESG risks and commitments? Are the legal and financial effects of those commitments monitored? Are public or contractual statements supported by reliable data and internal controls? If the board cannot answer these questions with documents, its defence under Articles 369 and 553 becomes weaker.

The early risk detection committee should also be understood in this broader context. ESG risks are not merely environmental department issues. They may affect capital costs, market access, supply continuity, workplace safety, human rights, data protection, regulatory compliance and corporate resilience. Committee reports that connect ESG matters with the financial risk map provide a strong governance defence.

VI. Legal Nature of ESG Commitments: Voluntary Statements, Contracts, Reporting and Public Disclosure

ESG commitments differ in legal intensity. The first category consists of duties arising directly from legislation. Environmental, climate, occupational safety, data protection, capital markets and reporting obligations fall within this group. The board must establish an organisation capable of ensuring compliance and monitoring significant risks.

The second category consists of public disclosure and capital markets documents. For listed companies, annual reports, prospectuses, investor presentations, public disclosure platform statements and sustainability compliance reports may influence investor decisions. General and aspirational statements may carry limited liability risk. By contrast, statements containing dates, percentages, scope, metrics or financial effects create higher legal intensity.

The third category consists of finance documentation. Green bonds, sustainable debt instruments, green lease certificates, sustainable lease certificates and sustainability-linked loans may tie proceeds, KPIs, reporting and verification to specific rules. Failure to monitor these indicators may create not only contractual default but also board oversight risk relating to finance strategy and disclosure (32).

The fourth category consists of supply-chain and human-rights commitments. Exporters and suppliers to multinational groups may become subject to buyer codes, carbon footprint requirements, occupational safety standards and prohibitions on forced or child labour. These undertakings should be treated as market-access risks rather than narrow procurement matters (33).

The fifth category consists of voluntary policies and ethical statements. Net-zero roadmaps, diversity policies, ethics codes and supplier codes do not always create directly enforceable obligations. They gain legal significance when incorporated into annual reports, investor materials, finance documentation or executive remuneration systems. The board should ensure that such statements are aligned with operational capacity, data and budget.

Table 2: Factors Increasing the Legal Intensity of ESG Commitments

Factor

Legal meaning

Suggested board documentation

Specific date and percentage

The statement becomes a measurable target rather than aspiration.

Target card, methodology note, budget approval

Connection with finance documentation

KPI breach may trigger default or margin adjustment.

Covenant matrix and monitoring table

Annual report or public disclosure

The statement may affect investor decisions.

Disclosure checklist and legal review

Need for assurance

Data and methodology errors undermine reliability.

Assurance plan and data-owner list

Supply-chain condition

Market access and contract continuity are affected.

Supplier audit plan and enforcement clauses

 

VII. Reporting, Data Governance and Greenwashing Risk

Data lies at the centre of ESG liability. Sustainability commitments become legally visible through annual reports, sustainability reports, investor presentations and performance tables. The board is not expected to generate each data point personally. It is expected to establish a reliable data governance system showing who produces the data, by which methodology, under which control environment and through which approval chain.

The TSRS approach brings sustainability information closer to financial reporting. Carbon emissions, energy consumption, water use, workplace accident frequency, employee turnover, supplier audit rates and ethics hotline data are not merely social performance indicators. They may affect the company's financial outlook and risk profile. Defective or selective data creates misleading disclosure risk (34).

Greenwashing is the most visible conversion of ESG into legal risk. It may occur when a company presents its environmental performance more favourably than warranted, omits excluded emissions, uses vague concepts as measurable facts, fails to support targets with data or selectively suppresses negative information. The risk should be analysed not only under advertising or consumer law but also under capital markets disclosure, finance documentation, contractual undertakings and Article 553.

A board should apply four filters: accuracy, completeness, comparability and timeliness. Accuracy requires data support; completeness requires disclosure of material adverse information; comparability requires methodological consistency; timeliness requires updates when circumstances materially change. Embedding these filters into internal disclosure procedures strengthens the board's process defence.

Data governance also has a personal data dimension. Diversity, pay equity, accident data, harassment and ethics reports, and supplier workforce data may involve personal data. ESG reporting must therefore respect data minimisation, anonymisation, purpose limitation and retention rules. Otherwise, a company may create a separate compliance risk while attempting to satisfy sustainability reporting expectations.

VIII. ESG, Corporate Interest and Business Judgment

Turkish law does not codify the business judgment rule in the same form as Anglo-American law. Nevertheless, the prudent manager standard in Article 369 does not eliminate managerial discretion. Where directors act on an informed basis, without conflicts of interest, for a rational corporate purpose and after reasonable deliberation, an unfavourable outcome should not by itself create liability.

This principle is crucial in ESG matters. Energy efficiency investments, renewable procurement, carbon reduction technology, supplier audits and occupational safety programmes may increase short-term costs. They may nevertheless reduce financing costs, preserve market access, lower insurance and penalty risks and protect long-term corporate value. Corporate interest should not be reduced to current-period profit (35).

At the same time, integrating ESG into corporate interest does not give the board unlimited authority for unmeasured activism. Each ESG decision should be connected with the company's business model, risk profile, financial capacity, shareholder relations, regulatory compliance needs and long-term value strategy. Expensive and immeasurable initiatives lacking that connection may themselves create governance concerns.

The board's defensible position is to create a decision file linking ESG decisions to economic and legal reasons. Such a file should include risk analysis, alternatives, cost-benefit assessment, financing impact, contractual duties, disclosure risk, expert advice and implementation timetable. Even if the outcome is unsuccessful, a strong process weakens fault allegations under Article 553.

IX. Application Examples: Typical Scenarios of Legal Risk

The first scenario is an unmeasured emissions target. A company announces a forty percent emissions reduction target by 2030 but does not define the emissions inventory boundary, collect reliable plant-level data, allocate budget or report progress periodically to the board. Missing the target does not automatically create liability. However, making the statement without data infrastructure may strengthen allegations of defective process if loss arises through investors or finance counterparties.

The second scenario is breach of green finance documentation. A company issues a green debt instrument and undertakes to use proceeds for eligible environmental projects. If it fails to establish separate accounting, project eligibility review and reporting approval mechanisms, the breach may have consequences under finance documentation, capital markets disclosure and board oversight duties.

The third scenario is supply-chain human-rights risk. An exporting company undertakes to comply with prohibitions on child and forced labour and to audit suppliers. If the board fails to treat this as a strategic market-access risk, allocate audit budget or include contractual remedies against critical suppliers, loss of a major customer may lead to board liability discussion.

The fourth scenario is inconsistent TSRS data. A company provides climate-related financial disclosures, but the annual report, investor presentation and sustainability report use different assumptions and financial impacts for the same risk. Such inconsistency indicates weakness in disclosure controls. The board should be able to show that the documents are reconciled or that differences are justified.

The fifth scenario is remuneration linked to ESG targets. If executive bonuses depend on sustainability metrics that lack independent verification, objective methodology or data controls, the remuneration system may reward reported performance rather than real performance. The board should address conflicts of interest, verification and target deviation in its remuneration policy.

Table 3: ESG Liability Matrix for the Board

Area

Care standard

Documentation tool

Risk-reducing practice

Strategy

Link ESG risks to corporate interest.

Strategy memo, risk map

Annual ESG agenda and decision file

Data

Create reliable and verifiable data flows.

Data dictionary, control matrix

Data owner and approval chain

Disclosure

Avoid misleading, incomplete or inconsistent statements.

Disclosure checklist

Joint legal-finance-sustainability approval

Finance

Monitor ESG covenants and KPIs.

Covenant tracking table

Monthly deviation and early warning report

Supply chain

Contractualise critical supplier risks.

Supplier audit plan

Audit rights and termination clauses

 

X. The Function of International Standards in Turkish Law

International ESG standards do not always create direct private-law liability in Turkey. They may, however, operate as technical references in determining the content of reasonable care. The Paris Agreement, TCFD recommendations, IFRS S1/S2, OECD principles, the UN Guiding Principles and EU sustainability instruments influence the governance practice of exporters and listed companies (36).

These instruments function at three levels. First, they provide methodology for reporting and disclosure. Second, they shape investor and lender expectations. Third, they influence the market access conditions of jurisdictions in which the company operates. A standard that is not directly binding under Turkish law may become relevant if incorporated into a contract, finance document or public statement.

EU rules have significant indirect effects on Turkish companies. Exporters and suppliers in EU-based value chains face expectations concerning carbon footprint, human-rights due diligence, sustainability data and reporting. These expectations often appear as contractual conditions, audit rights, certification requirements or pricing criteria rather than direct statutory duties. Boards should monitor them as strategic risks.

References to international standards must be made carefully. If a company states that it complies with a particular standard, the actual level of compliance and any excluded scope should be made clear. Otherwise the reference may become an assurance-like statement unsupported by evidence, increasing greenwashing and misleading disclosure risk.

XI. Board Defence: Process, Documentation and Institutional Memory

The strongest defence under Article 553 is the ability to demonstrate that a reasonable process existed at the time of decision. In ESG matters, the board must show not merely that the final target was reasonable, but that it was based on identifiable data, risk analysis, expert input, budget allocation and monitoring mechanisms.

Documentation is not mere bureaucracy. Board minutes, committee reports, risk maps, ESG commitment inventories, KPI dashboards, data-owner lists, methodology notes and legal review memoranda show the quality of the decision-making process. Their absence does not automatically prove fault, but it makes it harder for the board to prove prudent conduct.

Reliance on expert advice should also be carefully managed. Expert input may demonstrate prudence, especially in emissions measurement, scenario analysis, TSRS reporting, assurance and sustainable finance documentation. Yet the board should document the expert's selection, scope, assumptions and how the advice was evaluated. It should not become a passive approval body.

Dissent and requests for information may be relevant to individual liability. A board member who objected to the public disclosure of an ESG target lacking data infrastructure, requested additional information or recorded concerns in the minutes should be assessed differently under the differentiated liability approach. Genuine board deliberation is therefore both good governance and personal risk management.

XII. Limits of Liability, Limitation Periods and Corporate Groups

The expansion of ESG duties should not create unlimited personal exposure for board members. Article 553 preserves the requirements of duty, breach, fault, loss and causation. Technological uncertainty, delayed secondary regulation, macroeconomic shocks and supply-chain crises should therefore be considered when assessing fault and causation.

Limitation periods are governed by Article 560. ESG-related losses often become visible after the relevant reporting period. Increased financing costs following defective disclosure, assurance problems caused by unreliable data, or termination of a key customer contract following a supply-chain breach may materialise with delay. Companies should therefore maintain institutional memory by preserving decision records, disclosure approvals, data sets and corrective action documents (37).

Corporate groups add further complexity. A parent company's sustainability policy may apply across subsidiaries, suppliers and shared data systems. Yet each subsidiary may have a different business model, environmental permits, occupational safety profile, data infrastructure and financing obligations. A group-level ESG target should therefore be tested against subsidiary-level measurement, budget and implementation capacity (38).

A parent company's group-wide net-zero target does not remove the subsidiary board's duty to consider the interest of its own company. The subsidiary board should assess the compatibility between group policy and its financial capacity, licences, permits, production technology and contractual commitments. Automatic implementation without this assessment may increase liability risk.

Insurance and indemnity arrangements should also be part of ESG risk management. Directors' and officers' liability insurance, environmental liability insurance and contractual indemnities may manage the financial consequences of risk, but they do not eliminate the underlying duty. Policy exclusions concerning environmental violations, intent, administrative fines, misrepresentation and reporting errors should be examined carefully.

XIII. Compliance Programme, Disclosure Policy and Legal Control Design

A written compliance programme is necessary to make ESG commitments manageable. The first step is a commitment inventory. The company should collect in a single table all ESG statements contained in annual reports, sustainability reports, public disclosures, investor presentations, finance documents, supplier codes, customer contracts, website texts and board resolutions. The inventory should identify the source, owner, metric, disclosure channel, update date and legal consequence of each commitment.

The second step is redesigning the disclosure policy. ESG statements should not be issued solely by marketing or communications teams. Legal, finance, sustainability, investor relations and operations should operate through a joint approval mechanism. Before disclosure, the statement should be tested for accuracy, scope, methodology, supporting data, consistency with prior statements, need for updating and greenwashing risk.

The third step is contractual control. ESG clauses in green finance documents, sustainability-linked loans, supplier codes, customer specifications and M&A documents should be monitored through a contractual risk matrix. The matrix should identify consequences of breach, notice periods, cure rights, penalties, interest or margin adjustments and termination rights.

The fourth step is board reporting. The board should review the ESG commitment inventory and deviation reports at least twice a year. Critical commitments should be monitored through a red-flag system covering data gaps, budget insufficiency, target deviation, regulatory change, finance covenant risk and supplier breach. These issues should be reflected in board minutes as concrete data and decisions.

The fifth step is training and corporate culture. ESG liability cannot be confined to the sustainability department. Procurement, finance, human resources, operations, legal and investor relations teams must understand which statements can bind the company. Strong expressions such as 'carbon neutral', 'zero impact', 'full compliance', 'greenest' and 'absolute assurance' should not be used without data and methodology.

Such a programme does not eliminate liability risk, but it gives concrete content to the duty of care under Article 369 and to the no-fault defence under Article 553. The purpose of legal control is not to silence the company, but to create an ESG language that is measurable, explainable and defensible.

XIV. Conclusion

ESG commitments can no longer be treated merely as ethics, reputation or marketing matters under Turkish law. Article 553 is a general norm capable of applying to ESG-related breaches where a legal duty, culpable breach, loss and causation are established. The analysis must remain rigorous; no automatic liability follows from a missed target.

The main conclusion is that failure to achieve an ESG target does not by itself create board liability. However, adopting a measurable, public, contractual or finance-linked ESG commitment without data, budget, authority, monitoring and verification systems may create serious Article 553 risk. The liability concern is not ambition itself, but ungoverned and unverifiable commitment.

Companies should therefore make ESG commitments legally defensible rather than avoiding them altogether. Commitment inventories, data governance, committee structures, disclosure controls, finance covenant monitoring, supplier audits and corrective action plans should be established. A board that creates a reasonable process under Articles 369 and 375, reduces fault risk under Article 553 and protects corporate interest through long-term value, can transform ESG from a liability threat into an instrument of corporate resilience.

Açıklayıcı Notlar / Explanatory Notes

(1) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, RG 14.02.2011, S. 27846, m. 553/1; hüküm, kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları bakımından kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerin kusurlu ihlali sonucunda doğan zarardan sorumluluğu düzenler.

(2) TTK m. 369/1, yönetim kurulu üyeleri ile yönetimle görevli üçüncü kişilerin görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle ve dürüstlük kuralına uygun olarak yerine getirmelerini emreder.

(3) OECD, G20/OECD Principles of Corporate Governance 2023, OECD Publishing, Paris, 2023; ilkeler sürdürülebilirlik, dirençlilik ve yönetim kurulu gözetimi başlıklarını güncellenmiş kurumsal yönetim çerçevesi içinde ele alır.

(4) TTK m. 375, yönetim kurulunun devredilemez görev ve yetkilerini; TTK m. 378, pay senetleri borsada işlem gören şirketlerde riskin erken saptanması komitesini; TTK m. 514 ve m. 516 ise yıllık faaliyet raporu ve muhtemel risklerin açıklanması rejimini düzenler.

(5) 7335 sayılı Paris Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun, RG 07.10.2021, S. 31621; KGK'nın TSRS kararları, RG 29.12.2023, 1. Mükerrer, S. 32414; 7552 sayılı İklim Kanunu, RG 09.07.2025, S. 32951; KGK eşik güncellemesi, RG 16.01.2026, S. 33139.

(6) 2872 sayılı Çevre Kanunu, RG 11.08.1983, S. 18132; Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği, RG 29.07.2022, S. 31907; Sıfır Atık Yönetmeliği, RG 12.07.2019, S. 30829; Atık Yönetimi Yönetmeliği, RG 02.04.2015, S. 29314.

(7) 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, RG 30.12.2012, S. 28513, m. 14 ve m. 15; SPK Kurumsal Yönetim Tebliği (II-17.1), RG 03.01.2014, S. 28871; Kurumsal Yönetim Tebliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (II-17.1.a), RG 02.10.2020, S. 31262; SPK Sürdürülebilirlik İlkeleri Uyum Çerçevesi.

(8) KGK, Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartlarının Belirlenmesine İlişkin Kurul Kararı, RG 29.12.2023, 1. Mükerrer, S. 32414; TSRS 1 ve TSRS 2, IFRS S1 ve IFRS S2 ile uyumlu biçimde kabul edilmiştir.

(9) 7552 sayılı İklim Kanunu, RG 09.07.2025, S. 32951, özellikle m. 1, m. 3, m. 5, m. 8 ve m. 9; 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, RG 29.10.2021, S. 31643 ile iklim değişikliği idaresinin kurumsal yapısına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.

(10) 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, RG 30.06.2012, S. 28339; 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, RG 07.04.2016, S. 29677; ESG raporlamasında çalışan ve tedarikçi verileri bakımından hukuka uygunluk, amaçla sınırlılık ve veri minimizasyonu ilkeleri önem taşır.

(11) TTK m. 555-557 sorumluluk davası, şirket, pay sahibi ve alacaklıların dava imkanları ile farklılaştırılmış teselsül rejimi bakımından; TTK m. 560 ise zamanaşımı bakımından önem taşır.

(12) TTK m. 367 yönetimin devri; TTK m. 553/2, devralan kişinin seçiminde makul özen gösterenlerin devralanın fiil ve kararlarından sorumlu tutulmaması; TTK m. 553/3 ise kontrol dışında kalan kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklardan sorumluluğun sınırlanması bakımından önem taşır.

(13) SPK, Yeşil Borçlanma Aracı, Sürdürülebilir Borçlanma Aracı, Yeşil Kira Sertifikası ve Sürdürülebilir Kira Sertifikası Rehberi, Kurul Kararı, 24.02.2022; rehber ICMA ilkeleriyle bağlantılı sürdürülebilir finansman yaklaşımını esas alır.

(14) United Nations, Guiding Principles on Business and Human Rights: Implementing the United Nations 'Protect, Respect and Remedy' Framework, New York and Geneva, 2011; OECD Guidelines for Multinational Enterprises on Responsible Business Conduct, 2023.

(15) IFRS Foundation, IFRS S1 General Requirements for Disclosure of Sustainability-related Financial Information ve IFRS S2 Climate-related Disclosures, London, 2023; TSRS 1 ve TSRS 2 bu standartlarla uyumlu ulusal standartlar olarak yayımlanmıştır.

(16) Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2020; Reha Poroy / Ünal Tekinalp / Ersin Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku I, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2021; Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi, Adalet Yayınevi, Ankara, güncel bası.

(17) Task Force on Climate-related Financial Disclosures, Final Report: Recommendations of the TCFD, 2017; Directive (EU) 2022/2464 on corporate sustainability reporting; Directive (EU) 2024/1760 on corporate sustainability due diligence; Regulation (EU) 2020/852 establishing a framework to facilitate sustainable investment.

(18) TTK m. 560, sorumluluk davasında zamanaşımı sürelerini düzenler; zararın ve sorumlunun öğrenilmesi ile her hâlde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyen süreler bakımından ESG ihlallerinde kayıt tutma özel önem taşır.

(19) TTK m. 195-209 şirketler topluluğu hükümleri ve özellikle bağlılık raporu rejimi, topluluk politikalarının bağlı şirketlere etkisi ve hâkim şirket yönlendirmeleri bakımından önemlidir.

(20) Turkish Commercial Code No. 6102, Official Gazette 14.02.2011, No. 27846, Art. 553/1.

(21) TCC Art. 369/1 requires board members and third persons entrusted with management to perform their duties with the care of a prudent manager and in accordance with good faith.

(22) OECD, G20/OECD Principles of Corporate Governance 2023, OECD Publishing, Paris, 2023.

(23) TCC Art. 375 regulates the non-delegable duties and powers of the board; Art. 378 concerns the early detection of risk committee; Arts. 514 and 516 concern annual reports and disclosure of probable risks.

(24) Law No. 7335 approving the Paris Agreement, Official Gazette 07.10.2021, No. 31621; KGK TSRS decisions, Official Gazette 29.12.2023, 1st Repeated, No. 32414; Climate Law No. 7552, Official Gazette 09.07.2025, No. 32951; KGK threshold update, Official Gazette 16.01.2026, No. 33139.

(25) Environmental Law No. 2872, Official Gazette 11.08.1983, No. 18132; Environmental Impact Assessment Regulation, Official Gazette 29.07.2022, No. 31907; Zero Waste Regulation, Official Gazette 12.07.2019, No. 30829; Waste Management Regulation, Official Gazette 02.04.2015, No. 29314.

(26) Capital Markets Law No. 6362, Official Gazette 30.12.2012, No. 28513, Arts. 14 and 15; SPK Corporate Governance Communiqué (II-17.1), Official Gazette 03.01.2014, No. 28871; Amending Communiqué (II-17.1.a), Official Gazette 02.10.2020, No. 31262; SPK Sustainability Principles Compliance Framework.

(27) KGK, Board Decision on the Determination of Turkish Sustainability Reporting Standards, Official Gazette 29.12.2023, 1st Repeated, No. 32414; TSRS 1 and TSRS 2 are aligned with IFRS S1 and IFRS S2.

(28) Climate Law No. 7552, Official Gazette 09.07.2025, No. 32951, especially Arts. 1, 3, 5, 8 and 9; Presidential Decree No. 85, Official Gazette 29.10.2021, No. 31643.

(29) Occupational Health and Safety Law No. 6331, Official Gazette 30.06.2012, No. 28339; Personal Data Protection Law No. 6698, Official Gazette 07.04.2016, No. 29677.

(30) TCC Arts. 555-557 regulate liability actions and differentiated joint and several liability; Art. 560 concerns limitation periods.

(31) TCC Art. 367 on delegation of management; Art. 553/2 on liability of delegating persons who exercise reasonable care in selection; Art. 553/3 on limitations concerning matters outside the directors' control.

(32) SPK, Guidelines on Green Debt Instruments, Sustainable Debt Instruments, Green Lease Certificates and Sustainable Lease Certificates, Board Decision dated 24.02.2022.

(33) United Nations Guiding Principles on Business and Human Rights, 2011; OECD Guidelines for Multinational Enterprises on Responsible Business Conduct, 2023.

(34) IFRS Foundation, IFRS S1 General Requirements for Disclosure of Sustainability-related Financial Information and IFRS S2 Climate-related Disclosures, London, 2023.

(35) Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, 2020; Reha Poroy / Ünal Tekinalp / Ersin Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku I, 2021; Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi, current edition.

(36) TCFD, Final Report: Recommendations of the Task Force on Climate-related Financial Disclosures, 2017; Directive (EU) 2022/2464; Directive (EU) 2024/1760; Regulation (EU) 2020/852.

(37) TCC Art. 560 regulates limitation periods for liability actions; record retention is particularly important where ESG-related damage emerges after the relevant reporting period.

(38) TCC Arts. 195-209 regulate corporate groups and the dependency report regime, which is relevant to group policies and parent-company instructions.

Kaynakça / Bibliography

A. Kanunlar, Kararnameler ve İkincil Düzenlemeler

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, RG 14.02.2011, S. 27846.

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, RG 30.12.2012, S. 28513.

2872 sayılı Çevre Kanunu, RG 11.08.1983, S. 18132.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, RG 30.06.2012, S. 28339.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, RG 07.04.2016, S. 29677.

7552 sayılı İklim Kanunu, RG 09.07.2025, S. 32951.

660 sayılı Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK, RG 02.11.2011, S. 28103.

85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, RG 29.10.2021, S. 31643.

Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği, RG 29.07.2022, S. 31907.

Sıfır Atık Yönetmeliği, RG 12.07.2019, S. 30829.

Atık Yönetimi Yönetmeliği, RG 02.04.2015, S. 29314.

Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik, RG 17.05.2014, S. 29003.

Sera Gazı Emisyonlarının İzlenmesi ve Raporlanması Hakkında Tebliğ, RG 22.07.2014, S. 29068.

Sera Gazı Emisyon Raporlarının Doğrulanması ve Doğrulayıcı Kuruluşların Akreditasyonu Tebliği, RG 02.12.2017, S. 30258.

Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporunun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi Hakkında Yönetmelik, RG 28.08.2012, S. 28395.

SPK Kurumsal Yönetim Tebliği (II-17.1), RG 03.01.2014, S. 28871.

SPK Kurumsal Yönetim Tebliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (II-17.1.a), RG 02.10.2020, S. 31262.

SPK Yeşil Borçlanma Aracı, Sürdürülebilir Borçlanma Aracı, Yeşil Kira Sertifikası ve Sürdürülebilir Kira Sertifikası Rehberi, Kurul Kararı, 24.02.2022.

KGK Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartlarının Belirlenmesine İlişkin Kurul Kararı, RG 29.12.2023, 1. Mükerrer, S. 32414.

KGK TSRS Uygulama Kapsamına İlişkin Kurul Kararı ve 13.01.2026 tarihli eşik güncellemesi, RG 16.01.2026, S. 33139.

B. Uluslararası Metinler ve Standartlar

Paris Agreement, 2015; Türkiye bakımından 7335 sayılı Paris Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun, RG 07.10.2021, S. 31621.

United Nations, Guiding Principles on Business and Human Rights: Implementing the United Nations Protect, Respect and Remedy Framework, New York and Geneva, 2011.

OECD, G20/OECD Principles of Corporate Governance 2023, OECD Publishing, Paris, 2023.

OECD, Guidelines for Multinational Enterprises on Responsible Business Conduct, OECD Publishing, Paris, 2023.

IFRS Foundation, IFRS S1 General Requirements for Disclosure of Sustainability-related Financial Information, London, 2023.

IFRS Foundation, IFRS S2 Climate-related Disclosures, London, 2023.

Task Force on Climate-related Financial Disclosures, Final Report: Recommendations of the Task Force on Climate-related Financial Disclosures, 2017.

Directive (EU) 2022/2464 on corporate sustainability reporting.

Directive (EU) 2024/1760 on corporate sustainability due diligence.

Regulation (EU) 2020/852 on the establishment of a framework to facilitate sustainable investment.

C. Doktrin ve Akademik Kaynaklar

Akdağ Güney, Necla, Anonim Şirket Yönetim Kurulu, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2016.

Bahtiyar, Mehmet, Ortaklıklar Hukuku, Beta, İstanbul, güncel bası.

Çamoğlu, Ersin, Anonim Ortaklık Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, Ankara, 2010.

Kendigelen, Abuzer, Türk Ticaret Kanunu: Değişiklikler, Yenilikler ve İlk Tespitler, On İki Levha, İstanbul, 2016.

Kırca, İsmail / Şehirali Çelik, Feyzan Hayal / Manavgat, Çağlar, Anonim Şirketler Hukuku, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, Ankara, ilgili ciltler.

Poroy, Reha / Tekinalp, Ünal / Çamoğlu, Ersin, Ortaklıklar Hukuku I, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2021.

Pulaşlı, Hasan, Şirketler Hukuku Şerhi, Adalet Yayınevi, Ankara, güncel bası.

Tekinalp, Ünal, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2020.

Kraakman, Reinier et al., The Anatomy of Corporate Law: A Comparative and Functional Approach, Oxford University Press, Oxford, 2017.

Richardson, Benjamin J., Fiduciary Law and Responsible Investing: In Nature’s Trust, Routledge, London, 2013.

Ruggie, John Gerard, Just Business: Multinational Corporations and Human Rights, W. W. Norton, New York, 2013.

Sjåfjell, Beate / Bruner, Christopher M. (eds.), The Cambridge Handbook of Corporate Law, Corporate Governance and Sustainability, Cambridge University Press, Cambridge, 2019.

Williams, Cynthia A. / Conley, John M., An Emerging Third Way? The Erosion of the Anglo-American Shareholder Value Construct, Cornell International Law Journal, Vol. 38, 2005.

Eccles, Robert G. / Ioannou, Ioannis / Serafeim, George, The Impact of Corporate Sustainability on Organizational Processes and Performance, Management Science, Vol. 60, No. 11, 2014.

Bebchuk, Lucian A. / Tallarita, Roberto, The Illusory Promise of Stakeholder Governance, Cornell Law Review, Vol. 106, 2020.

Gordon, Jeffrey N., Systematic Stewardship, Journal of Corporation Law, Vol. 47, 2022.

Armour, John / Awrey, Dan / Davies, Paul / Enriques, Luca / Gordon, Jeffrey N. / Mayer, Colin / Payne, Jennifer, Principles of Financial Regulation, Oxford University Press, Oxford, 2016.

Coffee, John C., Gatekeepers: The Professions and Corporate Governance, Oxford University Press, Oxford, 2006.

Davies, Paul L. / Worthington, Sarah, Gower Principles of Modern Company Law, Sweet & Maxwell, London, güncel bası.

Hopt, Klaus J., Comparative Corporate Governance: The State of the Art and International Regulation, American Journal of Comparative Law, Vol. 59, 2011.

Ho, Virginia Harper, Modernizing ESG Disclosure, University of Pennsylvania Journal of Business Law, Vol. 21, 2019.

Keay, Andrew, The Corporate Objective, Edward Elgar Publishing, Cheltenham, 2011.

Mayer, Colin, Prosperity: Better Business Makes the Greater Good, Oxford University Press, Oxford, 2018.

McBarnet, Doreen / Voiculescu, Aurora / Campbell, Tom (eds.), The New Corporate Accountability: Corporate Social Responsibility and the Law, Cambridge University Press, Cambridge, 2007.

Parkinson, John E., Corporate Power and Responsibility: Issues in the Theory of Company Law, Oxford University Press, Oxford, 1993.

Sjåfjell, Beate / Richardson, Benjamin J. (eds.), Company Law and Sustainability: Legal Barriers and Opportunities, Cambridge University Press, Cambridge, 2015.

Dallas, Lynne L., Short-Termism, the Financial Crisis, and Corporate Governance, Journal of Corporation Law, Vol. 37, 2012.

Yorum Gönder

0 Yorumlar

Close Menu